• Gungrave - 19





    Superior

    Fazla kolesterolden bakıma alınan Bob ayısı için hımbıl doktorun önerisi onu bir Orgman'a çevirmektir. Ama bilinçli bir Orgman'a. Bob'un yakın dostu şişçi lale, Balladbird Lee de istemeyerek bu teklifi kabul eder.

    Bu sırada sonbahar kreasyonu için kendine bir şeyler alan Grave yanında gezen Mika'nın aniden masadan kalkmasıyla yalnız başına kalır. Mika gizemli bir amcadan Millennion'un arka yüzünü öğrenmekle meşguldür ki biz zaten tüm bunları 19 bölüm boyunca yalayıp yutmuşuzdur. El mahkum bir daha izleriz. Masada etrafı kesen Grave ise yan masadaki baldırı çıplakların Millennion'un yakında yapılacak partisi hakkında konuştuklarını duyar duymaz dikkat kesilir. Belli ki o partiyi baştan dekore etme planları kurmaktadır.

    Başına buyruk davranıp yine tek tabanca hareket eden Grave etrafını saran Orgmen güruhunu tabancalarıyla ortadan yarar. İçeri girdiği anda karşısında eski 5 dostunu bulur ama artık taraflar değişmiştir. Bölüm başında geçirdiği operasyonun gazıyla Grave'in karşısına dikilen Bob ayısı hemen yeteneklerini göstermek için Patron'dan izin ister. İstediğini alınca da kapışma başlar. Bu hummalı kapışma sırasında bilimum organından bilimum silah türeten Bob ayısı ne yapsa da Grave'i tabii ki alt edemez. Bob'un sürekli "Brandon" diye anırmasıysa Grave'deki anıları bir bir canlandırır. Grave arkasını dönmüş giderken Bob yine kaşınır, e Grave de afiyetle kaşır kendisini.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi