• RideBack - 7





    Crime and Punishment


    Kardeşi Kenji işkence altındayken Rin biçare vaziyette bu eziyeti izlemek zorundadır. Kenji ise ablasını korumak için işlemediği bir suçu üstüne alır. Delikanlı çocuktur icabında.

    Rin'i merak eden RideBack kulüp üyeleri aralarında hoşbeş ederken, Okakura'yı sorguya çeken Tamayo sorularına yanıt aramaktadır. Rüyasında beyaz saçlı şövalyeyi gören Rin bir telaşla uyanır. Beyazlı herif, Rin'e "seçilmiş olan sensin" der.

    Araba mezarlığında Tamayo'nun kendisini takip ettiğini fark eden Okakura, sarışına Fuego'nun anahtarını verip "sen bilirsin işini" pası atar. Eve döndüğünde ise gözetlendiğini çakozlayınca hemen bir numara yapıp onu izleyenleri mat eder ve "Komutana, Goblin onu ziyaret edecekmiş dersiniz" der.

    Tutulduğu hapishaneden başka bir yere nakledilmek üzere götürülen Rin'in içinde olduğu zırhlı araç durdurulur ve sadece silah seslerinin bize aktarıldığı bir çatışma olur. Biz bu sırada Rin'i görür ve tüm bunlardan bıkışına tanık oluruz. Rin'i kurtaran BMA üyeleri garaja gidip Okakura'yı da alırlar ama GGP askerleri onları izlemektedir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi