• Kurokami The Animation - 8





    Hiba Tribe


    Okinawa'ya uçarlarken kıskançlık tribine giren Akane ablamız inceden Keita'ya sırnaşır. Keita'dan ilk fırsatta pas alamasa da yakın markajı sürdürür. Uyanan Kuro yemeklere saldırır. Bizim grupta her şey çok keyiflidir, lay lay!

    Okinawa'ya iniş yaptıktan sonra annesinin fotoğrafını araştırmak için soluğu dedesinin evinde alan Keita ve saz arkadaşları hemen geldikleri günün gecesinde ziyafet verirler. Hayvanlar gibi yedikten sonra zıbarır, ertesi günü de denize gidip birbirlerini ıslatırlar. Şen şakrak geçmektedir Okinawa seyahati.

    Eve dönerken "n'apsak da aksiyon olsa" diye içlerini bir kurt kemirirken iki tane tipitip yukarıdan (!) çıkıverir ve Kuro'ya dalar, Keita'yı da asarlar. Ama senkro menkro... İşte, 7 bölümdür bildiğiniz geyik olur. Sonunda "yav aslında dostuz" diyeceklerini bilmemize rağmen araya iki üç yumruk-tekme attıralım kolaycılığıyla 2 dakika daha geçer.

    Okinawa'ya gelen Master Root'ları toplayan gözlüklü fıdıl, onlara Holy Stone'un ne olduğunu anlatır. Bu kaka adamların amaçları Holy Stone'ları yok edip, doğacak Tera dengesizliğini kendi emelleri uğruna kullanmaktır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi