• Kurokami The Animation - 6





    A Sub Contractee

    Houjou Mikami isimli koca memeli bir hatun, Hiyou ile görüşür ve Kuro'yu öldürmesi için Hiyou'dan direktif alıp hemen harekete geçerek Keita'yı kıstırır. Asıl hedefi Kuro'yu yakalamak olan bu hatun, Keita'yı yem olarak kullanacaktır.

    Bu sırada adamlarıyla birlikte Steiner ve küçük kız da Tribal End'in mekânını basarlar. Tribal End'in Mototsumitama cesetlerinden bir dağ oluşturduğunu görür ve daha önceden tanıştığımız altılı kabinin aslında Mototsumitamalar'ın enerjisini emmek için kullanıldığını anlarlar. "Tribal End bayağı abartmış işi" der küçük kız.

    Mikami denen hatun, Keita'yı kendi evine getirip ona Sub (Doppeliner sisteminde Root olanı görünce ölen kişi) olduğunu söyler. Bir Sub ile Mototsumitama'nın aralarında anlaşma yapmaları halinde ne olacağını söylemek üzereyken evin ışığı yanar, hatun koşa koşa yatalak erkeğine gider. Bu sırada olay mahalline intikal eden Kuro'yu bir güzel fırçalar bizim Keita. Onlar tartışırken gelen Mikami de "Sub ile Mototsumitama yan yana durmaz, gönül dilinden anla biraz" isimli şarkıyı seslendirir ve Sub'ın öleceğini söyler. Yatalak amca çıkagelir. Mikami yaradana sığınma moduyla Kuro'ya dalar ve yine aksiyon başlar.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi