• Full Metal Panic - 6






    Still Alive


    Rehineler başarılı bir şekilde kurtarılmıştır. Kaname, Sousuke ve Kurz’un akıbeti ise belli değildir. Mao arkadaşlarını kurtarmak için izin istemektedir. Komutan bu isteği geri çevirir. Şimdilik!

    Gauln, Sousuke ve Kaname’nin kaçamadığını öğrenir. Yaralı olan Sousuke ve Kaname ormanın içinde yavaş yavaş ilerlemektedirler. Sousuke muhabbettin ortasında bir anda sayko bir hareketle ağacın arkasına hamle yapar ve yaralı olan Kurz ile burun buruna gelirler. Kurz’un halinden Gauln tarafından fena bir şekilde hırpalandığını anlıyoruz.

    Kahramanlarımız bir tepede dinlenmektedirler. Sousuke, Kaname’ye Kurz ile birlikte düşmanları oyalarken kendisinin kaçmasını söyler. Kaname’nin cevabından “Hadi leen ordan” sonucu çıkmaktadır.

    Sousuke ve Kurz yeni bir plan yaparlar. Kurz’un casus uydunun üzerlerinden geçeceği saati hatırlamasıyla konumlarının anlaşılması amacıyla kısa süreliğine işaret ateşi yakmaya karar verirler.

    Kaname kendinden geçmiş bir halde Kurz’a çok gizli bilgilerden söz eder. “Kara Teknoloji” adı verilen bu bilgilere Kaname’nin doğduğundan beri sahip olduğunu öğreniyoruz. Bu sırada Sousuke ateş yakma işlemini bitirmiştir. Ateşi yakmasıyla düşmanlarının da konumları öğrenmesi gecikmez. Çevreleri askerler tarafından çevrilmiştir. Ulan nasıl bir nane yedik biz modlarına girmek üzereyken havadan gıcır gıcır bir robot yardım amacıyla gelir. Yeni model robotumuzu kullanan kimse yoktur aslında. Otomatik pilotu sayesinde bölgeye intikal etmiş robotumuzun pilot koltuğuna oturan Sousuke düşmanları biçmeye hazırdır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi