• Gungrave - 15





    Harry


    Para ve güçle ağzı tavanlara vuran Harry kendini mafyanın tek babası olarak ilan eder. Herkes de "padişahım çok yaşa" dümbüklüğüyle onu alkışlar, tek kişi karşı çıkmaz. Brandon'un hesabını kimse sormaz. Daddy bir ağız yoklar gibi olur ama Maria onun çocuğuna gebedir diye o da fazla ses etmez. Harry kendisine karşı çıkan tek tük mafya üyelerini de kendi yöntemleriyle kıstırmayı başarır.

    Laboratuvardaki diriltme çalışmaları devam ededursun, Brandon'un mezarını ziyaret eden Maria eski yavuklusunun öldürülme nedeninin ihanet olduğunu öğrenir. İnanamaz tabii ama karnı burnunda diye fazla da heyecana gelemez artık.

    Laboratuvardaki çalışmalar devam ededurmaz, işler ters gider ve ortaya kurşun yemez transformers gibim tipler çıkar. Laboratuvarı doktorların başına yıktıkları gibi önlerine gelen her şeyi de silip süpürürler. Brandon'un laneti mi diye sayıklayan Harry depresyona girer. Depresyonu birazdan ortaya çıkacak sürpriz misafirle bunalıma dönecektir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi