• Full Metal Panic - 7





    Boy Meets Girl

    Sousuke, yeni robotuyla kendilerini saran 5 robotu yumurta kırar gibi bir çırpıda halletmiştir. Tam bu sırada Gauln tekrar ortaya çıkar. İkili arazide bu kadar müsait iken kıyasıya bir çatışmaya girerler.

    Kaname, Gauln’un kullandığı robottaki sırrı çözmüştür. Gümüş AS (Gauln’un robotu) kara teknoloji ürünü bir robottur. Sousuke’nin bilmediği ise kendi robotu da aynı teknolojiyle üretilmiştir. İki robotta da bulunan lambda sürücüsü pilotlarının düşüncelerini gerçeğe dönüştürmek gibi bir özelliğe sahiptir.

    Durumdan bihaber olan Sousuke’nin kaybedeceğini anlayan Kaname eline geçirdiği bir telsizle koçluk yapmaya başlar. Sousuke, Kaname’nin direktifleri sayesinde Gauln’u alt etmeyi başarır.

    Hastanede gözlerini açan Kaname karşısında Mao’yu bulur. Mao, Kaname’ye güvenliği için yaşadıklarını unutması gerektiğini söyler. Kaname konuşma sırasında Sousuke’nin başka bir görevde olduğunu öğrenir. Gözyaşlarına hakim olamayan Kaname’yi okuldan arkadaşları ve öğretmeni ziyarete gelir. Bu grubun içinde Sousuke’yi de gören Kaname, eşeğini kaybedip bulmuş biri gibi sevince boğulur.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi