• RideBack - 5





    The Mysterious Rideback Girl


    Rin'in başına buyruk davranışlarına celallenen Okakura garajdaki herkesi bir güzel paylamaktadır. Tamayo ise içinden "bu herif GGP'den niye bu kadar tırsıyor ki" diye geçirir.

    Rin'in köprüden atlarkenki fotoğraflarını çeken muhabirler onun kimliğini ifşa etmeye çalışırlar ama kask yüzünden görülemeyen suratı şimdilik açığa çıkmaz. Tamayo'yu arayan abisi "dünkü boku sen mi yedin" gibisinden hatunun ağzını arar ama bu soruyla devirdiği çamı Tamayo ona afiyetle yedirir.

    Garajda ise bazı belgeler yakılmaktadır. Fuego, Okakura tarafından götürülmüş ve parçalara ayrılmıştır. Rin surat yapsa da çabuk toparlar. Tayfa akşam yemeğe çıkmaya karar verir. Muhabir Yoda ise haberin peşini kovalamaya başlamıştır ve garaja gelir. Bizim çocuklardan pek laf alamayınca rotayı Tamayo'ya çevirir. Tamayo ile iki lafın belini kırdıktan sonra Tamayo onun ağzını kıracakken masadan kalkar. Okakura ise Rin'e "sen benden sorulursun" çaplı bir küçük Emrah pozları yapar.

    Bu arada muhabir Yoda burnunu bizimkilerin hayatlarına feci şekilde sokar. Saldırı günü çektikleri görüntüleri haberlerde milyonlarla paylaşır. Bunu gören GGP de hemen Rin'in kimliğini ifşa eder ve onu sürekli gözetlemeye başlar. Rin garibimse evine, Shouko'ya dönerken bunlardan bihaber otobüste dışarıyı izlemektedir.

    Generalle toplantıda bulunan Tamayo'nun kardeşi ecel terleri dökmektedir. General ufaktan "Rin'in hocası acaba senin kardeşin mi" yemleri atmaya başlar.

    Gizemli kara şövalye ise birkaç kişiyle bir yerde toplanmış, önündeki Rin ve Okakura'nın fotoğraflarına bakarak GGP'nin yeni model RideBack'lerini alaya almaktadır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi