• RideBack - 4





    Shouko, In the Nick of Time

    Haberlerle giriş yapan bölümde polis teşkilatının da RideBack kullanacağını görürüz. Bu arada geçen yarışta Rin'in bindiği Balon'u tamir etmeye çalışır Hishida.

    GGP'nin yeni polis RideBack'leri tanıtacağı sırada alışveriş merkezinde bulunan Shouko bir patlamayla yerinden oynar. Bu sırada Rin ile telefonda görüşmektedir. Biraz geçtikten sonra da alışveriş merkezini bir grup makineli tüfekli terörist basar. Bu grub BMA'dır. Arkadaşına bir türlü ulaşamayan Rin sevgili RideBack'i Fuego'ya atladığı gibi olay mahaline doğru ilerler. İçeriye yardırarak giren Rin, Shouko'yu alıp bittabii aynı şekilde yardırarak çıkar. Ama onu kaçarken gören GGP askerleri ona da terörist yaftasını çakarlar.

    Az önce teröristlerden kaçan Rin bu sefer de GGP askerlerinden kaçmaya başlar. RideBack'ine havada iki takla üç burgu attıran Rin köprüye geldiğinde kapana kısılır. Tam teslim olacakken bir anda gelen sesle irkilir. Sesin geldiği taraftan bir de füze gelmektedir. Rin kurtulmayı başarır ve kanallarda gizemli sesin sahibiyle tanışır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi