• RideBack - 2





    Tamayo the Ace!? Spread-Legs Form


    RideBack kulübünden Hishida ve Kawai kendilerini Rin'e tanıtır ve onu da kulübe katmak için form uzatırlar.

    Haberlerde, GGP'nin Sasebo'daki üssüne RideBack'lerin kullanıldığı bir saldırı düzenlendiği geçer.

    Kulübe gelip ortalığı kolaçan eden Rin'e sarışın bir hatun yarış teklif eder. Rin kazanırsa RideBack'i istediği gibi kullanacaktır ama kaybederse sarışın hatunun kölesi olacaktır. Bu sarışın yavrunun Kataoka Tamayo olduğunu ve kulübün başkanı olduğunu öğreniriz.

    "Yarışı kabul etmedim" ayaklarına yatan Rin bir yandan da nette RideBack'lerle ilgili paso sörf halindedir. Azimli ama mütevazı bir kız olduğunu inceden hissettirmeye başlar seri.

    Rin tabii ki de yarış için boy gösterir ve fettan sarışın Tamayo ile kapışma başlar. Gittikçe hızlanan Rin tam acemi şansı geyiğini "bu kızda yetenek var be" seviyesine taşırken havalarda uçmaya başlar ama bu seferki kazara olur. Kaza olur. Suya düşen Rin sudan çıkar ve sarışını olduğu yerde bekleyerek "yerim senin avansını" tafrası atar. Burun buruna giderlerken bir bale hareketi çeker ve ağzı bir karış açılan Tamayo ağzını kapatmaya çalışırken duvara toslar.

    Hastaneye ziyaretine gelen herkesin önünde yenilen pehlivan misali, Rin'e bir daha meydan okur.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi