• Macross Plus - 3





    Investigation

    Isamu hastanede içi özel bir sıvı ile dolu olan bir küvette yatmaktadır. Uyandığında başında Myung’un beklediğini görür. Myung, kendisine 2 gündür uyuduğunu söyler. Isamu hiç oralı olmayıp üzerindeki kabloları söktükten sonra Myung’u motosikletin arkasına atar ve gezegenin güzide köşelerinden birine giderler.

    Isamu ve Myung ikilisini hastane önünde birlikte gören Guld, zıvanadan çıkarak Isamu’yla kavgaya başlar. Bu duruma dayanamayan Myung ikisini ayırmaya çalışırken Isamu kazayla Myung’a sağ kroşe çakar. Yere düşen Myung bir yandan ağlarken bir yandan da içindekileri dökmeye başlar. Myung, Sharon ‘ın yapay zekasının sanıldığı kadar gelişmiş olmadığını, aslında kendi zihninin kullanıldığını ve Sharon’ın sadece bir kukladan ibaret olduğunu söyler.

    Macross B.M. komutanlığı Sharon’ın Dünya’da konser vermesi için davet etmiştir. Myung’u yolculamak için Kate ve kocası dışında sadece Guld gelmiştir. Guld, ağzındaki baklayı çıkarır ve beraber yaşamak istediğini söyler. Myung henüz hazır değilim diyerek nazik bir şekilde Guld’ı reddeder.

    Sürpriz bir gelişme olur ve iki projede iptal edilir. Albay Millard’ın açıklamalarından Dünya’da gizli olarak yapılan yapay zekası gelişmiş bir insansız uçağın YF-19 ve YF-21’in yerine tercih edildiğini öğreniriz.

    Isamu, Dünya’daki seramoniyi bozmak için YF-19’u gizlice kaçırarak yola çıkar. YF-19’u durduracak tek uçak YF-21’dir ve Guld bu iş için görevlendirilir.

    Sharon’ın sahibi Reymond, Marje tarafından Sharon’a bio-nöral bir çip takıldığını öğrenir. Bu durumun çok tehlikeli olduğunu düşünen Reymond konseri iptal etmek isterken Marje
    tarafından iki kaşının ortasından vurulur.

    Sharon artık bağımsız olarak hareket edebilen, çok güçlü bir varlığa dönüşmüştür. İlk iş olarak Myung’u yakalar.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi