• Gungrave - 7





    5 Years Later


    Bölüm isminden de anlaşılacağı üzere aradan 5 yıl geçmiş, Brandon saçlarını artık kadın kuaförlerinde düzelttirecek kadar uzatmıştır. Asansörün kapılarının açılmasıyla birlikte başka bir mafyanın mekânını Kemal Sunal misali basar ama tek farkla, herkesi gebertir. Temizlik işini bitirince de arkasından Harry teşrif eder. Brandon tetikçi, Harry iş bitirici olmuştur.

    Hâl böyle olunca düşmanlar artmıştır. Gizli bir örgüt bizim elemanların secerelerini bir masa etrafında tartışırken içeri Kugashira Bunji isminde bir sayko girer. Üstlendiği görev Brandon, Harry ve geri kalan Millennioncular'ı öldürmektir.

    Mafyanın istihbarat kanadını oluşturan şişko, gecenin bir yarısı Harry'i arayıp Gashaw isimli bu çetenin kendilerine saldıracağını söyler. Harry'ye çete üyelerinin kayıtlarının bulunduğu dosyayı verirken bir koca tavuk butunu mideye indiragandi yapıverir.

    Bunji denen psikopat hemen harekete geçer ve cam temizleyicisi klişesi kılığında Harry'i öldürmek için hamlesini yapar ama Harry zekâ oyunlarında yaptığı pratik sayesinde adamın aklını çeler ve "seni tutanlar kolpaya yatıyor" diyerek şimdilik canını kurtarır. Bunji'ye "maçan sıkıyorsa gel Gashaw'a birlikte gidelim" kapağını yerleştiren Harry planını çoktan yapmış ve Brandon'a mesajı çektirmiştir.

    Gashaw'ın yerinde beklendiği gibi Bunji göt olur ve Harry'nin doğru söylediğine inanır. Brandon'un da sonradan katılım göstereceği çatışma başlar ve bizim üçlü yaklaşık 50 kişiyi yara almadan biçer. Vesileyle Bunji de Millennion'a katılmış olur.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi