• Gungrave - 2




    Young Dogs

    Brandon barfiks çekerken görülür. İlk bölümde önüne geldiğinde sinir krizi geçirirmiş gibi debelendiği binanın çatı katındadır şimdi. Biraz eskilere gitmiş oluruz.

    Kenny'nin aşırdığı kolyeyi parayla ondan satın alan Brandon, bu kolyeyi Maria'ya hediye etmek ister. Ama Harry bu çalıntı malla kızı zor duruma sokacağını söyleyerek Brandon'u bozum eder. Bu sırada bir kavga haberi alan grubumuz odayı terk eder.

    Okul çıkışı arkadaşıyla konuşan Maria'yı amcası okulun önünden alır. Amcasıyla gitmeyi pek istemeyen Maria yolda giderlerken Harry ve Brandon'un kavga ettiklerini görür. Durmasını istese de amcası oralı olmaz. Harry ve Brandon ise karşılarındaki çeteyi bir güzel marizlemektedir. Ortalık yatıştıktan sonra kavganın çıkma sebebinin, karşı tarafın liderinin (Deed) sevgilisini Harry'nin ayartması olduğunu öğreniriz.

    Brandon ve iri yarı dostu şimdi bir adamdan aylık maaşlarını alırken yan odadan işitilen inleme ve naralarla içinde bulunduğumuz ortamı tanımaya başlarız. Çığlıkları bastıran dört el silah sesi ve ödemeyi yapan adamın umursamazlığı böylesi olayların ne kadar sıklıkla yaşandığı hakkında bize fikir vermeye yeter.

    Brandon mekâna döndüğünde karşısında Maria'yı bulur. Kavgayı gören Maria onun için endişelenmiş ve iyi olup olmadığını görmeye gelmiştir. Parkta otururlarken Maria düzgün bir işe girmesi için Brandon'un şöyle bir ağzını arar ama yanıt alamaz. Polis sirenleri duyulduğunda Brandon, Maria'yı evine bırakmak için kalkar.

    Bu esnada Deed'in mekânını basan bir adam, korumalardan birini pataklar. Bu gizemli adam, Deed'in abisi Mad Dog Ladd'dır.

    Maria'nın amcasının evine üç adam gelir, Maria'nın amcasıyla konuşup evden ayrılırlar. Onları uğurlarken Maria ile Brandon'u gören amca da Maria'yı kolundan tutup eve sokar ve Brandon'a "bir daha yeğenimle görüşme" ültimatomu verir.

    Yürüttüğü kolyenin sahibi Kenny'i yakalatır. Adamlarına tam öldürtmek üzereyken Harry, Brandon ve iri yarı dostları kolyeyi geri getirip karşılığında Kenny'i almak isterler. Hatta Harry ufaktan kolyenin sahibi hanıma olta atar ama çetemiz yine de eşek sudan gelinceye kadar dayaklarını yerler. "Dayağı da yedik, bari eve gidelim artık" neşesi içinde döndükleri mekânlarında acı bir sürpriz onları karşılar.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi