• Full Metal Panic - 5






    Whispered - The Ones to be Whispered

    Kaname, kendisine yapılan deneyden rahatsız olur ve çıngar çıkartır. Bunun üzerine sinirlenen bilim kadınımız silah zoruyla deneye devam etme yolunu seçer.

    Sousuke, Kaname’nin bulunduğu araçtan gelen silah seslerini duyunca kendine hakim olamaz ve önceliğinden vazgeçerek Kaname’yi kurtarmaya karar verir. Korumaları hallettikten sonra bilim kadınını sorguya çeker. Deneyin amacının Kaname’nin fısıldanmış (Whispered) olup olmadığını belirlemek olduğunu öğrenirler.

    Kaname, kendisini kurtarmaya çalışan Sousuke’yi ciddiye almaz ve hala onun ordu işlerine meraklı bir öğrenci olduğunu düşünmektedir. Sousuke bir RK-92 Savage model bir robotu kullanıp iki tane düşman robotu al alaşağı edince işin rengi Kaname için değişmeye başlar. Sousuke’ye artık farklı bir gözle bakmaya başlar.

    Sousuke, Kaname’yi ateş hattından uzaklaştırmak için ormana doğru yol almaya başlar. İkili tam yırttık demek üzereyken modeli bilinmeyen bir robot tarafından Sousuke'nin robotu tarumar edilir. Robot’un pilotluğunu Gauln’un yaptığını öğreniriz. Gauln daha önce savaştığı Sousuke’yi tanıyarak onunla dalgasını geçmeye başlar. Son hareketini yapıp Sousuke’yi eşek cennetine yollamak üzereyken gökyüzünden gelen Kurtz Weber tarafından engellenir ve kaçmaya başlar.

    Bu arada operasyon başlamıştır ve uçaktaki öğrenciler kurtarma uçaklarına bindirilmiştir. Yaralanan Sousuke ve Kaname uçaklara yetişmek için haybeden bir çabayla koşmaktadırlar. Kurtz Weber ile Gauln hala kapışmaktadır ve Gauln’un gizemli davranışları vardır.


    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi