• Brave Story


    Bir hayalet öyküsünün büyüsüne kapılan Wataru ile arkadaşı yıkık dökük bir binanın içinde dolaşmaktadırlar. Korkularını bastırmaya çalışan merakları sayesinde etrafta hayalet ararken Wataru bir ses işitir ve ışıklar içinde parlayan bir kapı görür. Kapının gerçek mi yoksa düş mü olduğunu anlayamadan kapı yok olur. Kafası karışan Wataru’yu eve geldiğinde de kötü bir sürpriz beklemektedir. Babası, onu ve annesini terk edip bundan böyle metresiyle yaşayacaktır. İyice üzülen Wataru, kapıyı yine görme umuduyla eski binaya gider. Burada okula yeni gelen Mitsuru’nun, kendisini döven serserilerden büyü yaparak kurtuluşuna tanık olur. Mitsuru, ona kapının ardında tüm dileklerin gerçekleşebileceğini söyler. Bir gün eve geldiğinde annesini yerde yatar vaziyette gören Wataru, çareyi kapıda aramaya karar verir. Kapıdan geçecek ve annesini kurtarmayı dileyecektir. Wataru’nun, Şans Tanrıçası’na ulaşmak için gereken beş sihirli taşı arama serüveni işte böyle başlar.

    Miyuki Miyabe'nin aynı adlı romanından uyarlanan Brave Story, genel olarak bakıldığında çocuklara anlatılan renkli, öğretici, biraz korkutucu ama genelinde eğlenceli, modern bir masal. Çocuklara aitmiş gibi görünse de içinde FRP ( Fantasy Role Playing - Rol Yapma Oyunu) öğeleri barındırması, başroldeki iki karakterin filmin sonlarında da açıkça görüldüğü üzere Ying-Yang felsefesinden esinlenerek oluşturulması bu masalın harcının sadece çocuklar için hazırlanmadığının bir göstergesi. Her ne kadar sadece çocuklar için hazırlanmamış da olsa, yine de ne tam olarak çocuklara ne de tam olarak yetişkinlere hitap ediyor Brave Story. Tipik bir iyi-kötü savaşı gibi gösterilmeye çalışılmış Mitsuru ile Wataru'nun rekabeti. Ancak, her ikisinin ulaşmak istediği nokta aynı olunca izleyicinin kafasında da soru işaretleri oluşmuyor değil. Çocuklar için iyi-iyi olan Wataru, bir de daha çok görmüş geçirmiş realist düşünen yetişkinler için iyi-kötü Mitsuru yaratılmış sanki. Çizimler bile bu düşünceyi destekler nitelikte. Bir yanda alacalı elbiseler giymiş Wataru, öte yanda pelerinin ardına saklanan Mitsuru. Yine de bu küçük hilenin fazla sırıttığını söyleyemeyiz.

    Müziklerini Matrix serilerinde de çalışmış olan Ben Watkins'in bestelediği filmin senaryosu RahXephon'da da çalışmış Ichiro Okouchi tarafından yazılmış. Full Metal Panic!, Last Exile gibi iki değerli yapımın yönetmenliğini üstlenen Kôichi Chigira'yı ise yeniden yönetmen koltuğunda görüyoruz. Filmin bir büyük artısı ise dünya çapındaki dağıtımının Warner Bros. tarafından yapılacak olması. 1 milyar Yen civarında harcanan maliyeti ve Cannes Film Festivali'nde de gösterilen filmin, 31 Aralık 2006 tarihinde PlayStation2 oyun konsolu için bir de oyunu çıktı.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi