• Uchouten Kazoku - İnceleme



    Kyoto sakinleri üç farklı gruptan oluşmaktadır: İnsanlar, tengular ve tanukiler. Eskiden Kyoto tanuki cemiyetinin liderliğini yürütmüş babası insanlar tarafından pişirilip yenilmiş olan Shimogamo Yasaburou, tengu hocası Akadama'nın getir götür işlerini halletmekte, küçük kardeşine göz kulak olmakta, fırtınalardan korkan annesine kol kanat germekte, cemiyet lideri olmak için uğraşan abisinden mütemadiyen azar işitmekte ve nefret ettiği kuzenleriyle mücadele etmektedir. Babasını insanların sofrasına götüren gerçeği öğrendiğinde hayatı tamamen değişecektir.



    Yojouhan Shinwa Taikei (The Tatami Galaxy) mangakası Morimi Tomihiko'nun aynı adlı mangasından uyarlanan anime, yazarın önceki eserindeki çılgın üslubu biraz törpüleyerek takibi daha kolay bir seri olarak karşımıza çıkıyor. Tatami Galaxy'deki inanılmaz uzun ve yer yer yorucu olabilecek diyalogların aksine, The Eccentric Family çok daha dingin ve sakin bir tempoda ilerliyor fakat bu temponun serinin dinamizmini yavaşlattığını söylemek imkansız.

    Uchouten Kazoku, Japon mitolojisinden beslenerek yarattığı karakterlerinin başlarından geçen pek çok doğaüstü olayı (tanukilerin biçim değiştirmesi, tengular, tenguya evrilen bir insan, fırtına yaratabilen yelpazeler vb.) öylesine rahat bir üslupla aktarıyor ki kendini neredeyse alelade bir doğaüstü aile draması formuna sokuyor. Bölümler ilerledikçe serinin can damarı olan gizem yavaş yavaş aydınlanır ve taşlar yerine otururken Shimogamo ailesinin her üyesi detaylı bir şekilde tanıtılmış oluyor.



    Serideki bu aleladelik ortamında sergilenen Shimogamo ailesinin dramı Uchouten Kazoku'yu bir diğer münferit hikaye gibi gösterirken aysbergin görünmeyen yüzünde ise Benten karakteri ve "Friday Fellows" grubu üzerinden insanlığa yöneltilen eleştiriler hiç eksik edilmiyor. Tanukileri yiyen insanlara ne tanukiler ne de tengular karşı koyabiliyor, aksine besin zincirindeki hiyerarşi kanıksanmış bir gerçek olarak diğer canlı türleri üzerindeki hakimiyetini acımasızca sürdürüyor. Dolayısıyla insanın zaman zaman Tanrılaştırılması da kaçınılmaz oluyor.

    Japon olmayan seyircilerin mitolojiye yapılan her referansı yakalaması hayli zor bir seri olan Uchouten Kazoku, bu dezavantajını bilindik bir ihanet öyküsünü görece kompleks bir ilişkiler yumağıyla anlatarak ve bu anlatımı da acı tatlı bir dille süsleyerek kendi çağının basmakalıp örnekleri arasında dikkate değer bir performans sunuyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi