• Bir Diğer Ödüllü Yarışma



    Terry Moore'un Cennetteki Yabancılar isimli çizgi romanının ilk iki cildini random.org sitesinde yapacağım çekilişle veriyorum.

    Yarışmaya katılmak için 30 Ekim 2012 tarihine kadar:
    ya da

    Her ikisini de yaparsanız süper olur tabii ama şart değil ^_^
    Katchoo, kendine göre sakin bir hayat yaşayan genç ve güzel bir kadındır. Zekidir, bağımsızdır ve ev arkadaşı Francine’e deli gibi aşıktır. Fakat bu hayat, nazik ve ısrarcı David’le tanışmaları sonucu değişecektir. Ortaya çıkan aşk üçgeni yer yer aksiyonla süslü muhteşem bir romantik komedi doğurur. 
    Cennetteki Yabancılar, Terry Moore’dan muhteşem bir grafik roman. Bugüne kadar National Cartoonists Society’nin En İyi Çizgi Roman Ödülü’nü, Will Eisner Comics Industry’nin En İyi Seri Hikaye Ödülü’nü ve GLAAD Medya Ödülleri’nin En İyi Çizgi Roman Ödülü’nü kazanmıştır.

    Yarışmayı Elif G. isimli arkadaşımız kazandı. Tebrikler!


    2 Görüş:

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi