• Hiiro no Kakera - 01



    Bir oyundan uyarlanan animede ailesi iş için yurtdışına giden 17 yaşındaki Tamaki Kasuga anneannesinin yanına taşınır. Köye ilk geldiği gün garip yaratıklarla karşılaşır. Onu bu durumdan kurtaran Takuma aslında beş kişilik Tamayorihime Muhafızları'ndan biridir.

    Klasik harem mantığıyla kızın etrafına onu korumak için yerleştirilmiş erkeklerin olduğu bu seri daha önce bu kalıpları uygulayan sayısız animeyi fazlasıyla andırıyor. Ben herhangi bir yenilik göremediğim gibi kızın bu duruma çok çabuk adapte olmasını, duvarlardan geçen tilkiyi veya etraftaki ruhları hemen yadırgamamaya başlamasını da garipsedim. "Bir diğer oyun uyarlaması" gözüyle baktığım Hiiro no Kakera'yı takip etmeyi düşünmüyorum.

    1 Görüş:

    1. Shoujo konusunda son zamanlarda sinir bozan bir durum varsa o da artık mangaları bırakıp otome oyunlarına dalmaları oldu. Bir shoujo sever olsam da şu seriyi sırf göz zevki için izleyeceğim zira konu vasat. (Arada insan göz banyosuna ihtiyaç duyuyor.) Tek dileğim ise şu otome oyunlarını bırakıp artık güzel bir shoujo manga uyarlaması yapmaları. Tabii son zamanlarda her sezon birer josei çıkartarak gönlümüzü de alıyorlar.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi