• Area No Kishi - 09




    Bu bölümde sahne tam anlamıyla Seven’ındı. Bir önceki bölümde bunun ipuçları verilmişti ama ben bu kadarını beklemiyordum. Kakeru resmen ikinci plana atıldı. Şimdilik. Güzelde oldu. Çünkü batı yakasında yeni bir şeyler yoktu bu bölümde. Parkta Kakeru ile antreman yapan Seven’ın gerçek gücü ortaya çıktı. Amerikan takımıyla yaptıkları maçta Seven bir nevi Araki’nin dişi versiyonu oldu çıktı. İki gol atıp bir de asist yapan Seven, spikerin nevrini döndürdüğü gibi bu haliyle açıkçası baş karakterimiz Kakeru’dan daha iyi bir oyuncuydu.

    Görünen o ki serinin temeli Kakeru’nun ve Seven’ın hedeflerine ulaşması üzerine kurulacak gibi. Açıkçası bu durum beklediğim bir olgu değildi. Standarda alışmıştım bu konuda. Şimdilik tek sorun maçların iyi anlatılamaması gibi görünüyor bana. Geriden gelip kazanmanın keyfi ayrı bir güzel olsa da devamlı aynı durumu kullanmak sıkıcı olabiliyor.

    Birleşik takımın kampında eğlenceli bir görüntü çizildi bize. Araki’nin dietiyle ilgili sahneler komik olmakla birlikte röntgencilik yapan ergen grubunu izlediğim(iz) anime sayısını açıkçası unuttum ben. Kamp kısmını kısa tutup, şöyle 3-4 bölüm sürecek heyecanlı maçlara geçsek daha bir güzel olacak…

    2 Görüş:

    1. Bir de mangasını okusan, aradaki farkın cok buyuk oldugunu ve insanın animeden nefret etmeye basladıgını fark edersin. :D Kolay gelsin sana :D

      YanıtlaSil
    2. Bu seriyi yazabilmek için nefret etmemem lazım.:)

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi