• Moretsu Pirates - 05




    Moretsu Pirates bu bölümde de bir şeyler anlatmaya çalıştı, lakin anlattıkları pek de duymak istediğim türden şeyler değildi. Önceki bölümlerdeki baygınlık veren durum bu bölümde azda olsa yerini hareketlenmeye bıraktı.

    Eğitim gemisi Odette II’nin yönetim bölümünde bulunan Marika ve arkadaşlarının gergin bekleyişleriyle başladı bölüm. Peşlerinden gelen geminin stratejik olarak saldırması gereken konumu tahmin eden grupla birlikte ha saldırdı ha saldıracak bekleyişine girdim. Ben eski tabirle top ve tüfeklerle iki geminin birbirine girmesini beklerken bilinmeyen düşman gemisi tahmin edilen konumda siber saldırı gerçekleştirmeye başladı. Meğer ne kadar da sığ düşünmüşüm! Tabii yeni nesil bu duruma hazır olduklarından “Ava giden avlanır” atasözünün vuku bulmasını sağladılar.

    Bu bölümde iki temel noktaya açıklık getirdi. Birincisi Chiaki’nin gerçek kimliği açıklanarak kafalardaki soru işaretinin silinmesi sağladı. İkinci olarak da Marika’nın babasının gemisi olan Bentenmaru’ya kaptan olup olmama konusundaki karasızlığına son verdi. Bu bakımdan ele aldığımda beşinci bölüm ilk beş bölümdeki serüvenciğe! nokta koydu diyebilirim. İlerisi için bir tahminde bulunursam bir sonraki bölümde asıl hikayeye giriş yapabileceğimizi saf bir anime sever olarak inanmaktayım.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi