• Area No Kishi - 03




    Seri dramın dibine vurmaya devam ediyor. Trafik kazası ve sonrasında yaşananlar Brezilya dizilerini aratmayacak cinsten. İlk iki bölümde parlatılan ve izleyiciye kanıksatılan ana karakter bir andan cennete göç ettirilince bize de bundan sonrasında hayaleti ile yaşamak kaldı. Burada asıl acı verici veya dokunaklı olan durumlardan birincisi abinin kardeşini kurtarmak için kendini feda etmesi. İkinci durum ise anne ve babanın oğullarından birinin hayatını kurtarmak için diğerini feda etmesi (Her ne kadar beyin ölümü gerçekleşmiş olsa bile). Tüm bu olaylar sırasında Nana’nın ikiliyle olan geçmişini izlerken olay daha bir duygusala bağlanıyor. Kakeru’nun iyileştikten sonraki davranışları kaza sonrası karakterindeki önemli değişmeyi işaret etti bize. Artık ürkek ve kendine güveni olmayan Kakeru’nun yerinde yeller esmekte.

    Bu bölümde yan karakterlerden Yuusuke ile tanıştık. Olay şu ki Kakeru motivasyon kaynağını ve amacını bulduktan sonra daha çok karakterle tanışacağımız aşikar. Yakında rakipler de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Bundan sonra daha dışa dönük bir seri izleyeceğiz…

    2 Görüş:

    1. Mangasını zevkle okuyorum okumasına da, keşke bu kadar kötü çizimleri olmasaydı animenin. Hiç olmamış bence, bıraktım ben de.

      YanıtlaSil
    2. Çizimler çok iyi olmayabilir ama mangasını okumamış olanlar için çok da bir anlam ifade etmez. Manga okumak ayrı bir zevktir ama manga mı anime mi ikeleminde tahminimce çoğunluk animeyi seçer. Çünkü ne kadar kötü olursa olsun karakterleri canlı kanlı görmek isteriz. Çizimler konusunda tespitinize katılmakla beraber izlenmesi için yeterlidir diyebilirim.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi