• Un-Go - 9



    İşlerin bir şekilde dönüp dolaşıp Shinjuurou ile Kaishou arasında kilitleneceği ta en başından belliydi. Muhtemelen gelecek bölümde çözülecek bu kilitten sonra geriye yalnızca tek bir bölüm kalacağından Un-Go'nun etrafında döndüğü ama bir türlü tam olarak içine giremediği savaşla ilgili hala yeterince ipucuna sahip değiliz. Finalde büyük bir flashback bizleri bekliyor sanırım.

    Bettenou da Inga gibi doğaüstü güçlere sahip bir... canlı. Novelist arcının sonunda polis memuru Hayami'nin azıcık ayarsız konuşma tarzı aslında Bettenou'nun kadroda kalmaya devam edeceğini sezdirmişti. Farklı bir gerçeklik yaratma gücüne sahip Bettenou şimdi de serinin başından beri üstün insan gibi gösterilen Kaishou Rinroku'ya dadanmış durumda.

    Un-Go özellikle son 3 bölümde yaptığı gibi, bize yine gizem içinde bir gizem sunuyor. İki Kaishou'nun olması, Inga'nın muhtemelen Bettenou'nun himayesinde bulunması Mağlup Dedektif Shinjuurou'nun işini zorlaştırıyor. Dedektifçilik oynamaya çalışan bizler ise Bettenou'nun kim(ler)i etkilediğini bilmiyoruz. S.Y. harfleri (Shinjuurou Yuuki) işlenmiş peçete güzel bir ipucu sayılabilir ama emin konuşmak gerçekten zor. Benim aklıma takılan tek nokta, geçen hafta Shinjuurou'nun bir süre daha hapiste kalmak istediğini söylemiş olması. Hapisten çıkışı belirtilmediği için sanki geçen arcın mirası devam ediyor diye düşünüyorum.

    Sonuç ne olursa olsun ben bu serideki polisiye atmosferin gediklisiyim. Tempo kesinlikle harika ayarlanmış, karakterler çok iyi tasarlanmış ve anlatılan hikaye her fırsatta daha da detaylandırılarak ortaya serilmiş. Çok büyük bir olay örgüsü vadetmiyor lakin ne yaptığını gayet iyi bilerek yoluna devam ediyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi