• Higurashi no Naku Koro ni Kira - 3



    İstedikten sonra kimsenin başaramayacağı şey yok. "Higurashi'nin mezarının üstüne işeyelim" kampanyasının 3. bölümünde yapımcılar bir adım daha ileri gidip hem anlatımda hem de animasyonda daha düşük bir çıta yakalamayı başarıyorlar. Şimdi geriye tek bir bölüm kalmışken bundan daha kötü bir bölüm sunmak için çok çalışmaları gerek. Ne de olsa 10. yıl şerefine hazırlanan bu OVA'lar magmaya doğru ilerleyen bir seviye tutturmayı becerdiler.

    Kei ve haremi hiç bu kadar kör göze parmak yapılmamıştı sanki. Benim bu projeden aklımda kalanlar Rika'nın duvardan gelen bıçak ortasına kafaya çıkması, Rena'nın elindeki inanılmaz palayla ilk sezonu sonlandırması, Shion ile Mion arasında zindanlarda geçen mücadele vs. Hep korku ve gerilim düzeyi yüksek ama en önemlisi sırları tavan yapmış dakikalar aklımda. Şimdi bu OVA'ları izleyince nasıl yaklaşacağımı bilemiyorum. Belki kendi içlerinde iyilerdir ama bunu çözmeye niyetim yok.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi