• Freedom - 06




    Zaman atlaması yapan seride bu bölümde İlk beş bölümden farklı olarak olay örgüsü farklı bir şekilde işlenmiş. Bunun dışında Ao’nun geçmişiyle ilgili geri dönüşlerle; kurtulanların Eden’a ulaşma çabalarını, Bismarck’ın gözünden ise; Eden’a gitmek için hazırlanan roketin hikayesini dinledik. Eden’dan kaçma fikrinin sahibi olan Takeru, ikinci bölümün sonunda sorduğu can alıcı soruyu hatırlaması ve bununla birlikte Ao’ya Eden’ı gösterme arzusu yüzünden bu kez de Eden’a dönme fikrinin sahibi olarak ana karakterin yapması gereken şovu bize izletiyor. Tabii ki uzaya gönderilecek bir roketin yapımı çok çetrefilli olduğundan ve bu konuda Nasa’nın bile bir çok hata yaptığını göz önüne alırsak yapılan rokette de sorunlar çıkmamasını beklemek hayal olurdu. Oldu da.

    Son iki canı kalan serimiz, bu canlardan birini geri dönüş hikayesine harcadığından dolayı artık tek canı kaldı. Ha kötü müydü bu bölüm derseniz değildi lakin hazır zaman atlaması yapmışken geri dönüş hikayesi kısa tutularak Eden’da yaşanılacaklara odaklanılsaydı daha bir güzel olurdu.




    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi