• Deadman Wonderland - OVA



    Patlamanın 2 yıl sonrasında Tokyo sokaklarındayız. Serinin belki de tek dişe dokunur karakteri olan Senji'nin hapishaneye düşmeden önceki hayatına odaklanıyoruz. Çalışma arkadaşları tarafından hor görülen bir polis olan Senji her öfkeyle kalkışında birilerini kesip biçiyor. Hemen bir düşman peydah ediliyor ve OVA kendinden beklenen görevi, yani minik bir aksiyon ile ufacık bir karakter gelişimini bu sayede aradan çıkarıyor. Ganta ile Shiro'dan hiç bahsetmeyişi ile de seriden bir parça ayrılmayı başarıyor.

    Konumuzla pek ilgisi yok (gerçi bu OVA'da anlatılacak pek konu da yok) ama isterse yüzyılın en iyi OVA bölümünü yayınlamış olsun popüler bir manga olan Deadman Wonderland'de eli ayağına dolanan Manglobe'un düşüşü devam ediyor. Seiken no Blacksmith ve The World God Only Knows gibi moe dizilerden sonra şimdi de Mashiro-Iro Symphony gibi iyice ticari bir seriye yer veren stüdyonun bir zamanlar Ergo Proxy, Michiko e Hatchin ve Samurai Champloo gibi muhteşem işlere imza attığını düşünmek bile üzücü. İbretlik bir nereden nereye öyküsü...

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi