• Tiger & Bunny - 8



    Lunatic'in adalet kavramını çok abartmazlarsa iyi olur demiştim. Bu bölümde şehirde yaşayanların Lunatic tarafına geçmeye başladıklarını görüyoruz. Sadece suçluları öldüren yeni kahramanın, halkın büyük çoğunluğunun adalet anlayışıyla örtüştüğü belli. Hal böyle olunca paçası tutuşan Hero TV sponsorları hemen bizim kadrolu kahramanlar için kampanyalar düzenleyip yeniden insanların sempatisini kazanmak için uğraşıyorlar. İyi güzel de kahramanların çöp toplamalarına da gerek yok bence.

    Oyunlar, şakalar derken Tiger'ın önderliğinde Bunny ve Origami eski okullarına da uğruyorlar. Meğer kahraman yetiştiren böyle okullar da varmış. Öğrencileri motive etmeye çalışan kahramanların karşısında buldukları NEXT'ler evlere şenlik. Dişe dokunur hiçbir gücü bulunmayan talebeler özellikle Tiger'ı karşılarında bulunca başlıyorlar gösteriye. Buradan da hareketle Origami'nin geçmişi ve karakter gelişimi için bize bahane çıkıyor. Arkadaşına yardım etmediği için hapse girmesine neden olan Origami depresif takılırken Lunatic yine çıkıveriyor ve Tiger ile esaslı bir kapışmaya giriyorlar.

    Temelde Origami'nin karakter gelişimine ayrılmış gibi görünen bölümde Tiger da iyice allanıp pullanmış. Bunny'i kurtarıp hemen akabinde Lunatic'e sağlam bir yumruk geçiren babalık bir anda serinin en gözde kahramanı durumuna getirildi. Yahu seri başında bu adam herkes tarafından dalga geçilmiyor muydu? Ne ara bu kadar sevilmeye başlandı? Onu da geçtim sakar bir Hero değil miydi, nasıl birden bire hem de kostüm giymemişken bu kadar kuvvetli bir Hero'ya dönüştü? Neyse, fazla sorgulamadan öylesine izlemek en iyisi.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi