• Tiger & Bunny - 5



    Hmm, ben bu seriyi yanlış değerlendirmişim. Zannettim ki her hareketleri izlenen süper kahramanları Hero TV üzerinden izleyeceğiz ve sanki animedeki bir seyirci gibi tepki vereceğiz... yanılmışım. Tiger & Bunny şimdiye kadarki tüm süper kahraman klişelerini tekrarlamaya ve onlarla durmaksızın dalgasını geçmeye odaklanmış. Bir nevi süper kahraman parodisi diyebiliriz kısaca.

    Bunny'nin doğum günü geldiği için Tiger ona sürpriz bir parti vermek ister. Diğer süper kahramanlarla konuşur ama onları ikna edemez. O sırada Sky High gelip Tiger'ın sözlerini tekrar edince tüm kahramanlar parti fikrine sıcak bakar. Bu sayede "en saygın süper kahramanın dediği hep doğrudur" klişesi güzelce hicvedilir. Tabii hazırlanan parti Tiger'ın planına sadık kalmaz ve gerçek bir hırsız tüm planı bozuverir. Bunny'nin de beklenmedik cevaplar vermesiyle "süper kahramanın yaptığı plan tıkır tıkır işler" klişesiyle yine dalgasını geçer seri. James Bond'daki Q misali teknisyenin eklediği özellikler "karizma" görünmekten başka bir işe yaramaz ve hem süper kahraman dizilerindeki AR-GE departmanı hem de "takım oyunuyla her zorluğun üstesinden gelirler" klişeleri yerle bir edilir.

    Karakterler aşırı karikatürize, şimdiye kadar tek sıkıntım bu. Bunny hariç işini ciddiye alan yok ve ister istemez serinin asıl silahı olan komedi unsurları sürpriz olmaktan çıkıyorlar. Geçen hafta Blue Rose'a kocaman bir bölüm hediye ettikten sonra geri kalan kahramanlara da aynı özeni göstereceklerdir diye umuyorum. Misal bu bölümde gördüğümüz Sky High herkesin göz bebeği olmasına rağmen aslında çok da yufka yürekli biri çıktı, onu işlesinler veya efemine tavırlarıyla ayrı bir renk katan Fire Emblem'i biraz ön plana çıkarsınlar. Önümüzdeki hafta Fire Emblem'e adanacak sanırım, dilerim Blue Rose'daki gibi geniş bir karakter gelişimi yaparlar.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi