• Dennou Coil



    Bir senelik molanın ardından nihayet seriyi bitirme fırsatı buldum. Bölüm bölüm incelemeye zamanım olmadığından da genel bir anlatımı uygun gördüm.

    NHK kanalında çocuk kuşağında yayınlanmış seri 2026 yılında geçmekte. Siber dünya (sanal bir hayat gibi düşünülebilir) artık bilgisayar aracılığıyla girmekten çıkarılıp gözlüklere indirgenmiştir. Daha çok çocuklar arasında popüler olan bu dünyayı özel gözlükleri takan herkes deneyimleyebilmektedir. Gözlüğü takan kişi isterse hologramik minik bir ekran kullanarak nette gezinir, isterse sokakların dokularıyla oynayarak portallar oluşturabilir, isterse de "başka alemlere" dalıp gidebilir. Yönetmen Iso Mitsuo'nun yarattığı dünyayı tam olarak tasvir etmek oldukça zor çünkü günümüz teknolojisiyle anlatılamayacak bazı detaylar bulunmakta. Seride kullanılan derin kavramlar gözünüzü korkutmasın ama istenildiği takdirde karşınızdaki "yazılım kodu" fırlatabiliyorsunuz, dersem herhalde yeterli olur.

    Ben yine de bu dünyayı internetin günümüzdeki kullanım amaçlarıyla biraz benzeştirdim. Özellikle çocuklar üzerinden bir anlatıma gidilmesi beni böyle düşünmeye itti. "Sanal gerçeklik" kavramını yeni baştan tanımlayan serinin ilk bölümlerinde bu siber dünyayı ve özelliklerini keşfediyoruz. Çocuklar henüz formatlanmamış arazilere gidip burada "metatag" aramaktalar. Çocukların oyun gibi gördükleri bu aktiviteler zaman geçtikçe onların kontrolünden çıkıyor ve bu sanal gerçekliğin sırları bölümler ilerledikçe yavaş yavaş bizlerle paylaşılıyor.


    Dennou Coil'deki teknolojinin çocuklar üzerindeki sihirli etkisini çoğu sahnede net bir şekilde alabiliyoruz. Mesela çocuklar bir şeyin gerçek olup olmadığını anlamak için gözlüklerini çıkarma gereği duyuyorlar. Bu ve seri sonlarına doğru önemli bir yer tutacak "dokunma" gibi detaylarla gerçeklik ile sanal arasındaki farklar betimleniyor.

    Serinin aslında hiçbir kavramı veya olguyu yerme ya da yüceltme gibi bir niyeti yok. Ne, metaforu gibi görebileceğimiz internet kullanımını hicvediyor, ne de buradan bir ders çıkarttırmaya uğraşıyor. Sonuçta çocuk kuşağında yayınlanan bir anime olduğundan ne yapması gerektiğini çok iyi bilerek izleyici kitlesini ürkütmemeye gayret ediyor.

    Fakat bu ürkütmeme çabası bazen ters tepebiliyor ve bölümler bir ninni halini alabiliyor. Bilhassa sonlara doğru seride kullanılmış neredeyse her kavram tekrar tekrar açıklanıyor, tekrar tekrar örneklendiriliyor. İşin tuhaf yanıysa yine de pür dikkat izlemezseniz serinin anlattıklarından hiçbir şey anlamama ihtimaliniz de var. Bazı bölümleri ve bazı sahneleri "en az" iki kez izlediğimi belirtmem gerek. Sorun bende de olabilir tabii.


    Serinin anlattığı konu ve finalde sormaya başladığı sorular harika ama kusursuz animasyon her şeyin önünde. Anime sektöründe yeni tekniklerin cesurca kullanıldığı bazı mihenk taşları var diye düşünüyorum, şimdi hepsini saymayalım tabii ama Dennou Coil animasyonda kesinlikle bir referans olacaktır. Aksiyonu orta düzeyde kalmış seride kırılgan dokular, formatlanmamış alanlar, illegal çizimleri gibi pek çok detay muhteşem düşünülmüş. İç içe geçmiş gerçeklikler herhalde bundan iyi yansıtılamazdı. Hem sihirli bir yanı hem de anlattığı teknolojiye uygun düşen çok mantıklı bir tarafı bulunmakta.

    Bu muhteşem ve karmaşık arka plana rağmen serinin dillendirmek istediği bir derdi de bulunmakta. Yine çocukların da anlayabileceği kadar sade ve muhtemelen herkesin yaşamış olduğu bir duygu: Kaybetme duygusu. Yakınlarını kaybeden karakterler üzerinden seri şekilleniyor. "Öbür dünya"dan çocukların neler bekleyebileceklerini ve onların bilinç altlarının sanal gerçeklikle nasıl doldurulabileceğini anlatıyor. Bir yandan da arkadaşlık, güvenme, araştırma gibi motiflere yer vererek komple bir mesaj vermiş oluyor. Arada sakallar üzerinden savaş, din, hayatın anlamı gibi temalara dokunduruyor ama onları bile eğlenceli bir hale getirmeyi başarıyor. (Bildiğimiz, suratta çıkan sakal)

    Her yaştan izleyiciye hitap eden Dennou Coil benim için bir bilim-kurgu harikası. Bu serinin adı bir şekilde Amerika taraflarına ulaşırsa kesinlikle bir filmini veya dizisini izleyebiliriz. Animedeki efektler bile başlı başına muhteşemken sinema perdesinde ne hale gelirler, tahmin edemiyorum. Oldukça karmaşık arka planı başlarda anlamakta ve seriye has çok sayıdaki kavramı akılda tutmakta zorlansanız bile korkmayın. Son bölümlerdeki arkası gelmez tekrar açıklamalarla kaçırdıklarınızı rahatça yakalarsınız. Kendinizi bir kere serinin akışına kaptırınca çok keyifli bir siber macera sizleri bekliyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi