• Fractale - 5



    Journey

    Geçen hafta verilen aranın ardından herhalde güzel bir sürprizle karşımıza çıkarlar diye düşünürken bir hayli sönük bir bölümdü bizi karşılayan. Asilerin gündelik yaşantısını yemek sofrası ve çamaşır seanslarıyla örneklendirdiler. Ahım şahım bir örnek sayılmasa da serinin ultra gelecekte geçtiğini hatırlamakta fayda var diye düşünüyorum. Ne olursa olsun Clein'in donu, asilerin spontane gelişen ve hiçbiri tarafından sorgulanmayan dansı her saniyesi çok değerli bu kısacık serinin (11 bölüm) zamanından yiyen, izleyici üzerinde de hiçbir etki bırakmayan, bir hayli gereksiz sahnelerdi.

    Phryne'in Nessa'ya temas edebilmesinden de anlayacağımız üzere Phryne artık bu doppele karşı herhangi bir nefret beslemiyor. Öte yandan Clein'in sorusuna verdiği yanıtta sanki Nessa'yı sevmesine başkaları izin vermiyormuş gibi bir anlam çıkardım. Tapınaktakiler için Nessa'nın Phryne'den daha önemli olduğunu düşünüyorum. Nessa sıradan bir doppel değil, büyük ihtimalle çok özel bir varlık ve Phryne'in ilk bölümde yüklediği veriler sayesinde çok büyük bir sırrı da şu an içinde barındırmakta. Elbette ki bizim bu sırrın ne olduğunu henüz bilmemiz istenmiyor.

    Maalesef başka bir A-1 Pictures treninde son sürat uçuruma doğru gidiyormuşuz gibime geliyor. Senkou No Night Raid, Sora No Woto, Seikimatsu Occult Gakuin'de olduğu gibi ilk veya ilk iki bölümde iştahlandırıp devamında hep o iştahı canlı tutmaya gayret eden ama asla tam bir öğün çıkarmayan bir yapıma dönüşüverecek sanki Fractale da. Yönetmenin kendi kariyerini riske atıp bu projeye giriştiğini yazmıştım ama şimdi böyle bir sonuçtan kendisi tatmin olmuş mudur diye merak ediyorum. Bu bölümlerle silikleşiyor Fractale.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi