• Yumekui Merry - 2



    Dreams and Hopes

    Bu seriyi takip etme konusunda bir türlü karar veremedim. Hem gereksiz moe koyuyor hem de karanlık konulara burunlarını sokuyorlar. Bir sahnede iki kızın yıkanma faslını röntgenlerken diğer bir sahnede düşler aleminde kurt kapanlarına yakalanan karakterleri izliyoruz. İki arada bir derede vaziyetini 12-13 bölüm sürme ihtimalinin yüksekliğiyle örtüştürüp bloglayayım bari dedim. Gosick, Level E, Fractale, Hourou Musuko, Mahou Shoujo Madoka şu anda banko takip edeceğim seriler, muhtemelen Zombi'yi ve bu seriyi de katıp haftayı tamamlamış olurum.

    Önce karakterleri adam akıllı bir tanıyalım: Seriye ismini veren Merry bir Dream Demon. Rüyalar alemine ait bu varlıklar insanları kullanarak bizim bildiğimiz dünyaya geçiş yapmaya çalışan, kimi iyi kimi kötü karakterler. Esas oğlanımızın adı Yumeji. İnsanların gece görecekleri rüyaları etraflarındaki renklerden (aura diyelim) aşağı yukarı çözebilen bir delikanlı. Isana Tachibana babasıyla birlikte yaşayan ve Yumeji'ye -büyük ihtimalle- inceden vurgun genç bir kız. Bir de okul tayfası var ama girizgah için bu kadar isim sarf etmek bence kafi.

    Yönetmen Yamauchi Shigeyasu vakti zamanında Casshern Sins'in yeniden çevrimini yönetmişti ve ben de ayıla bayıla her hafta karşısına geçip izlemiştim. O serideki kadar sert bir atmosferi burada göremeyeceğimiz bu haftaki duş sahnesinden belli oldu ama yine de rüyalar alemine yapılan keskin geçişler seriye nefis bir hava katmayı başarıyor. Ha keza müziklerin yerinde kullanımı ve seslendirmelerin gayet başarılı oluşlarıyla prodüksiyon aşamasında her şeyin düzgün ilerlediği belli oluyor. Benim tek istediğim sağlam bir kurgu ve akıllarda kalacak bir konu. Bu beklentim modern animeler için biraz fazla olsa da Yumekui Merry bunu başaracak ışığı veriyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi