• Arakawa Under the Bridge - 21



    8 Bridge

    Amazoness tekrar geldi. Bu kez Rec'i tavlama çabalarıyla geçen bölümde daha büyük bir rol üstlenmişti. Yanındaki tengu maskeli üç adamın hipnoz seanslarıyla Rec'i bir süreliğine de olsa kafaya almayı başardı, hatta onunla evlendi bile. Piko'nun kafayı yeme nöbetleri ve Nino'nun umursamazlığı da eklenince Rec bölümün neredeyse 2/3'ünde bu devle aşk yaşamak zorunda kaldı. O anlardaki Rec'in romantik shounen çizimleri beni benden aldı açıkçası.

    Lakin yine hakkında neredeyse hiçbir şey yazılmayacak kadar sıkıcı bir bölümdü. Serinin çizim yeteneğini zaten 1. sezondan beri övmekten kendimi alamıyorum. Animasyonu canları istediğinde harikalar çıkartacak kadar ustalıkla ekrana getiriyorlar ama senaryoda resmen tıkandılar. Kaç bölümdür hatırlamıyorum ama ezelden beri gibi gelen bir süredir adam gibi bir konu bulamıyorlar. Sanırım barutları tükendi ve bizi oyalamaktan başka bir şey gelmiyor akıllarına. Nerede o 1. sezon...

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi