• Rainbow - 4





    Dissolve


    Tahmin edileceği üzere çocuklar yangından bir şekilde kurtulmayı başardı. Nomoto'nun aydığı ve gardiyan üniforması altında insan leşi barındıran Ishihara'ya söylediği üzere "onlar Nomoto'nun arkadaşları". Hayatında kimseye güvenmeme yemini etmiş bu çocuğun da karakterine yapılan ufak bir rötuş hücre kapısının açılmasını sağladı. Nomoto'nun anahtarı bulduktan sonra gardiyana hiçbir şekilde vermeyişi de bu rötuşu netleştirdi. Yalnız seride hoşuma ilk defa gitmeyen ayrıntı, epeydir duman soluyan o çocukların kurtulduktan sonra hemen nasıl ayaklanabildikleriydi. Yani fiziksel olarak bu mümkün değil, epey bir öksürmeleri ve başkaları tarafından taşınmaları gerekiyor. Oysa onlar hücreden çıkmakla kalmayıp Sakuragi'yi kurtardılar, yetmediği gibi de dimdik avluya çıkıp gardiyanın karşısına dikildiler. Gerçekçiliğe bu kadar önem veren bir seriye bu ayrıntının unutulması yakışmadı.

    Bölümün ikinci yarısı hastanede yatan Sakuragi'nin hemşireye içini dökmesiyle geçti. Ailesini öldürdüğü zannedilen Sakuragi'nin aslında annesine sahip çıkan bir delikanlı olduğunu öğrendik. Zaten laf aramızda bu çocukların hiçbirinin günahı yok, tüm suç sistemde :) Seviyorum diye de bu kadar sırnaşık yorum yapmasam daha iyi olur. 2. Dünya Savaşı'nın 10 yıl sonrasında geçen seri savaş sonrası etkileri de çocukların yaşamlarına sirayet ettirmiş vaziyette. Maeda'nın saçkıranından bahsetmiştim. Gözlüklü Nomoto'nun annesiyle yaşadığı sarsıcı depresyonu da savaş sonrası işsizliğe bağlayabiliriz. Sakuragi'nin yıllar sonra çıkıp gelen gazi babası da çocuğun yaşamını zorlaştırmış. Veteran babanın içkiye kendini vermesi "An-chan" Sakuragi'ye küçük yaşta aileye bakma sorumluluğunu yüklemiş. Boks tekniklerinin nereden kaptığı da bu bölümde anlatılıyor.

    Hepsi bir kenara da ben en çok bu çocukların ıslahevine nasıl düştüklerini merak ediyorum. Hangi suçu işleyip kendilerini burada buldular, motivasyonları neydi, bilinçli bir suç mu işlediler yoksa okkanın altına mı gittiler? Bu sorulara da elbet bir yanıt verilecektir diye düşünüyorum. Tabii önce tüm karakterlerin mazilerini bitirip ondan sonra asıl konuya giriş yapılacaktır. Sabırla ve zevkle bekleyip serinin nereye gideceğini göreceğiz. OP'den kolayca tahmin edebileceğimiz üzere serinin bir yerlerinde çocuklar (biri eksik) özgürlüklerine kavuşacaklar. Acaba ıslahevinden sonrasını da anlatacaklar mı yoksa her bölümü bu iç bunaltan mekanda mı geçireceğiz? Meraklanınca insan kendi kendine soru sormadan duramıyor işte.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi