• Durarara!! - 11





    Sturm and Drang


    Ne beklenmedik bir sürpriz ama!

    Geçen haftaki bölümde cesur yürek klasmanına yükseltilen Mikado'nun daha bu kadar gelişeceğini hiç beklemiyordum. Yine de geride bıraktığımız 10 bölümü düşününce konuda böylesi bir ilerleme hiç mantıksız görünmüyor. Dollars'ın şimdiye kadar açıklanmayan liderinin serideki karakterlerden biri olduğunu zaten az çok kestiriyorduk. Ben Mikado'dan ziyade Kida'yı daha münasip görüyordum ama bu bölümdeki flashbackler ve Mikado'nun iç ses feryatları sayesinde bu açıklama da pekala makul geldi.

    Şimdiye kadar her bölümde tek bir karakteri ön plana çıkartan seri bu alışkanlığını bu bölümde törpülemeyi seçti. Bence bundan sonraki bölümlerde de artık tempoyu hiç düşürmeden böyle devam etmeleri daha eğlenceli olacaktır. Enikonu anladık sayılır neler döndüğünü: Yagiri sülalesine karşı durmaya çalışacak Mikado ve yandaşları. Izaya'nın bu düşmanlıkta önemli bir rol üstleneceği de kesin.

    Bölümde yönetim anlamında da pek çok meziyetler sergilendi. Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum ama ana karakterler haricinde kalan figüranların gri tonda resmedilmeleri onların "laf olsun torba dolsun" diye kare içine yerleştirildiklerini anlatıyordu. Oysa bu bölümdeki muhteşem manevrada bir anda hepsinin renklenmesi, üstelik hepsinin "renksiz" diye tarif edilen Dollars çetesine mensup olmaları zekice düşünülmüş bir ayrıntıydı. Elbette pek çok animeye referans veren bölümün benim için en harika anları Isaac ve Miria'nın kısacık da olsa rol kapmalarıydı. Bu ikiliyi çok seviyorum.

    Selty'nin varoluşuna bir anlam verip gaza gelmesi belki de bölümün en eğreti sahnesiydi. Niye coştun ki birden? Gerçi atıyla (motorsiklet) binanın tepesinden indiği anlarda kendi kendine söylediği sözler bir bakıma bu varoluşu tanımlandırmayı başardı. Kendini bir canavar olarak konumlandıran Selty -bana göre- kaskıyla saklamaya çalıştığı sırrını herkesle paylaşmaktan da çekinmedi.

    Namie Yagiri'nin Mikado'ya "belki de en tehlikeliler senin gibilerdir" sözü ve buna benzer birkaç replik de bölümün ne kadar üstüne düşüldüğünün kanıtıydı. Şimdiye kadarki en renkli, en yetkin, en efektif bölümü geride bıraktık... diyeceğim ama her hafta bir öncekinin üstüne koyarak ilerleyen, temposunu harikulade bir şekilde ayarlayan, geniş kadrosundaki her biri ayrı vaka olabilecek kadar renkli karakterlerini aynı potada eritebilen bir seri için bu sözüm suya yazılan yazı gibi olacak... Ne mutlu ki!

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi