• Phantom: Requiem for the Phantom - 10





    End


    Sezonun en iyi bölümünü anlatmaya başlıyorum... ya da vazgeçtim anlatmıyorum. İzleyenler görsün. Ben ne dersem spoilera girecek, ne demekten imtina etsem niyetimi açık edecek, nereye saklansam kaçtığım yeri gösterecek... En iyisi susmak bazen. Bölüm hakkında hiçbir bilgi vermemeyi tercih ediyorum şimdilik.

    Seri bu bölümle bitmiyor, en azından bu sevindirici bilgiyi yazmamda sakınca olmaz sanırım. 26 bölüm çekileceğini okudum ANN'de ama kimilerine göre de önümüzdeki sene bu tarihlerde son DVDsi çıkacakmış. Bu da 52 bölüm demek oluyor ama sanmıyorum bu kadar uzayabileceğini. Gerçi sağı solu belli olmayan bir seriden bahsediyoruz. Böylesi bir bölümü çektikten sonra 52 bölüm de olur, yarın gelip "hadi bitti, çekmiyoruz artık" diyen de çıkar. Hiçbiri de sürpriz olmaz. Yani Phantom'un sürpriz yapması bu dakikadan itibaren sürpriz olmaz.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi