• Guin Saga - 6





    Gathering of the Semites


    Mongolların elinden kaçmayı başaran ekibimiz doludizgin atlarını sürmektedir. Ancak "bu iş kaçmakla olmayacak" delikanlılığı gösteren Guin atını çevirir ve Mongol birliğine doğru sorti yapar. Yapar ama önce tek başınayken birden onlarca oluverir: Suni'nin maymun dostları imdatlarına yetişmiştir. Nospherus'a vardıklarında ise Guin ve arkadaşlarını başka bir sürpriz beklemektedir. Mongol ordusu 15 bin askeriyle birlikte sınıra dayanmış, şehre girmek ve gizemli taşa sahip olmak için emir beklemektedir. Guin'in kılıcı altında tek bilek olan Sem kabileleriyse kısıtlı sayıdaki asker güçleriyle savaşmaya karar vermiştir. Sonraki bölümde yer yerinden oynayacaktır.

    Guin'in krallık vasıflarını da gördüğümüz bu bölüm takip edecek 7. bölüm için temel atma görevini üstlenmişti. Dalgacı Istavan ile Astreas arasındaki dövüş ve Amnelis'in getirttiği gizemli yabancı bölümün içinde yine farklı açılımlar yapmasına yarayan sahnelerdi. Bunların dışında rutinde giden bir "Guin ne derse o olur"cu maymun kabileleri toplantısından öteye gidilemedi. Gerçi gerek de yok. Bu bölüm altıncı değil de altı buçukuncu bölüm gibi de değerlendirilebilir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi