• Full Metal Panic - 9





    Dangerous Safe House

    Havaalanında güvenlik görevlisi öğrencinin birini sorguya çekmektedir. Öğrenci anlamsız bir şekilde içten içe sinirlenmektedir. Sonunda dayanamayıp görevlinin boğazını sıkarken kendini bulur…

    Bu arada Souske operasyondadır. Operasyon yanlış istihbarat yüzünden başarısızlığa uğramıştır. Operasyon sonrası adamımız bir şey unuttuğunu fark eder. Kaname beyzbol maçında tüm sinirini karşı takım oyuncularından çıkarmaktadır. Maçın ortasında adamımız ortaya çıkar. Pişkin bir şekilde randevusunu unuttuğunu söyleyince Kaname kendini kaybeder ve yerden aldığı taş, Souske’nin kafasında patlar.

    Yakalanan öğrencinin aslında A21 adlı terörist örgütün bir üyesi olduğu ortaya çıkar. Davranışlarının sebebi ise lambda driver’ının bir yan etkisidir. Bunu öğrenen Mithril kaptanı elemanı görmeye gider. Elemanın tutulduğu yüksek güvenlikli bina saldırıya uğrar. Komutan Kalinin ağır yaralanır, Kaptan ise son anda elemanı yanına alarak kirişi kırar ve kendini Souske’nin evine atar. Durumu izah ettikten sonra duşa girer. Bu sırada özür mahiyetinde Souske’nin evine gelen Kaname’yle pişti olurlar.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi