• Shangri-La - 6





    Imaginary Battle Lines


    Medusa'nın tıpkısının aynısı bir sistem olan Serpent'ın dünya ekonomisini tehit ediyor oluşu devreye hemen Ishida Finans'ı ve sevimsiz Karin'i sokar. Japon Hükümeti ile bir anlaşmaya varan Karin bu anlaşmanın sonucunda Kuveyt'i yem olarak kullanıp Serpent'ın yerini tespit etmek istemektedir. Japon Hükümeti eli mahkum bu anlaşmaya uymak zorunda kalır.

    Leydi Ryoko'nun talimatları, Ishida'nın detaylı planları ve Japon Hükümeti'nin de desteğiyle plan bir süreliğine başarılı olur ve piyon niyetine kullanılan ABD (ha ha!) gidip Serpent'ın bulunduğu noktayı bombalar. ABD'ye peşi sıra geçiren bu bölümde zamanla ilgili bir ipucu da yakalama şansı buluruz. 22. yüzyıl gibi manyel veren bölümde dünya coğrafyası değişmemiş olsa da ekonomik dengeler -çok da farazi olmayan tahminle- Japonya'ya doğru kaymış bulunmaktadır.

    Hiruko isimli dişlek canavarı da kısaca gördüğümüz bölüm daha çok kötülerin gözünden anlatılmakta, Kusanagi isimli askerin aile soyağacı hakkında bir takım kırıntılar vermekte, Kuniko ile Momoko arasında muzip bir sohbete sahne olmakta ve gayet sıkıcı bir tat vermektedir. Birinci sebep çok fazla ekonomik terim sokuşturmuş olmaları. Bunlar ilgi çekmediği gibi konsantrasyonu da azaltıyor. İkinci sebepse post-apokaliptik bir dünyada gündelik yaşamla vakit kaybediyor olmaları. Kuniko ormana gidip bumerang savurur, Momoko yırtık dondan çıkar, bilgisayar uzmanı ninenin etrafında yeşil ekranlar bulunur ve bunlar her bölümde kendini tekrar eder. Azıcık değişiklik yaptıkları ve seriyi artık bir serüvene sokacakları bölümleri beklemekteyim.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi