• RDG: Red Data Girl - 01




    Sinopsis

    P.A. Works az ama öz üretmeye gayret eden, kalitesini sürekli yükseltmeye çalışan bir firma. Henüz 12 yaşında olmasına rağmen animasyon anlamında sektöre görece bir değer katmayı da başarmış bir şirket. Canaan, Angel Beats gibi aksiyona ağırlık veren yapımların yanında; Hanasaku Iroha gibi çok naif ve Another gibi son derece vahşi animeler de üreten ve dolayısıyla portföyünü çeşitlendiren P.A. Works geçtiğimiz yılın yaz sezonunda yayınlanan Tari Tari serisiyle birlikte ise sürekli başkarakter olarak seçtiği (kısmen Angel Beats hariç) kadın karakterlerde tekdüzeliğe gitme sinyalleri vermişti.

    RDG ise ilk bakışta bu rotayı uygulayan bir yapıya sahipmiş gibi görünse de eserin barındırdığı dramatik yapı çok daha ön planda. Kocaman gözlüklerinin ardından dünyaya bakan başkarakter Izumiko açılış bölümünün hemen başında bir değişim yaşayarak seyirciye tanıtılıyor. Saçlarını kesen kızın, okuldaki dalga geçen yaşıtlarını dikkate almaması da bu değişimin olgunlaşma ile paralellikler taşıdığını gösteriyor. Izumiko'nun çabucak geçen bir okul günü boyunca yaşadıkları, kızın uzun zamandır içine kapanık bir karakter olduğunu ve kendini yaşıtlarına henüz kabullendiremediğini işaret ediyor.

    Öte yandan, Izumiko'nun bu ürkekliğinin aslında yalnızlıktan ibaret bir duygu olduğu da belli veriler eşliğinde izleyiciyle paylaşılıyor: Izumiko eskiden beri bir tapınakta, başka bir ülkedeki anne ve babasından uzakta yaşıyor; prenses gibi muamele görse de kendisinden yine kendisiyle ilgili bir sır saklanıyor ve yaşıtlarının çoktan hakim oldukları konularda (bilgisayar kullanımı) bünyesi gereği yetersiz kalıyor.

    Neticede, ilk bölümde gördüğümüz üzere, Izumiko o tatlı görüntüsünün altında çok büyük bir güç taşıyan ve bu gücü tam anlamıyla kontrol edemeyen, kendini ifade edemeyen, özgüveni ve özbilinci zayıf bir genç kız. Serinin onu nereye taşıyacağı çok büyük bir bilinmez değil: Elbette, Izumiko'nun aydınlanışına bizler de onunla birlikte ortak olacağız. Bu süreçte, aydınlanışın neyi çözeceği ise henüz meçhul.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi