• Ore no Kanojo to Osananajimi ga Shuraba Sugiru



    Lise 1'e giden Kidou Eita derslerinde oldukça başarılıdır ve romantizm dolu ilişkileri hor görmektedir. Kız kardeşi gibi gördüğü çocukluk arkadaşı olan Harusaki Chiwa ile sıradan bir okul hayatı sürdürmektedir. Günün birinde, okulun en güzel kızı olan Natsukawa Masuzu aniden Eita'ya aşkını ilan eder. Fakat asıl amacı, ona çıkma teklif edenlerden kurtulmak için yalandan bir ilişki yaratmaktadır. Eita her ne kadar itiraz etse de Masuzu onu "erkek arkadaşı" olarak görmektedir. Eita'nın eski kız arkadaşı Akishino Himeka ve nişanlısı Fuyuumi Ai de devreye girince bu karmaşa iyice içinden çıkılmaz bir hal alakacaktır.

    Yönetmen: Kamei Kanta

    Fragman

    2 Görüş:

    1. Böyle anlatıyorsunuz, güzel animeler filan ama türkçe alt yazıları bulunmuyor.

      YanıtlaSil
    2. Türkçe alt yazısı var divxpalnet ve turkcealtyazi orgda Ore no Kanojo to Osananajimi ga Shuraba Sugiru tam ismi böle aratırsan bulursun.

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi