• Acchi Kocchi - 01



    Çok uzun zamandır her tarafından şirinlik fışkıran bir seri izlememiştim. Acchi Kocchi tam anlamıyla bir moe kokteyli olmuş. Beş arkadaş arasında dönen keyifli bir komedi. Skeçlere ayrılmış bölümde komik ve şirin sahneler yaratılmış, bir de arkaya olmazsa olmazından naif bir romantizm sıkıştırılmış. Müzikler ve animasyon da genel konsepti desteklemiş ve çok fazla yan ürünü satılmaya müsait bir anime ortaya çıkmış.

    Karakterler alışıldık türde. Nedense Friends dizisinden sonra bu tip arkadaş gruplarının anlatıldığı yapımlarda kemikleşmiş bir kadro anlayışı mevcut: 3 erkek - 3 kadın. Bu anlayış zaman içinde 2 kadın - 3 erkek veya 3 erkek - 2 kadına evrildi. Dolayısıyla bu yapıyı uygulamış herhangi bir film, dizi, anime izlediyseniz Acchi Kocchi'deki karakterlerin de nasıl betimlendiklerini kısa bir bakış atarak anlamak mümkün.

    Ağır başlı ve son derece cool takılan Io, ona fena halde vurgun ve acayip sevimli Tsumiki, grubun çatlağı ve mesele çıkartan tatlı sorunu Mayoi, sevimli şeylere saplantılı ve çıtkırıldım Hime, az buçuk sapık ve "normal" bir oğlan olan Sakaki. Bu gruba bölümlere göre birkaç ekleme daha yapılıp yeni skeçler yaratılacak ama esas olarak Io ve Tsumiki arasındaki ilişkiye odaklanılacak. Kısacası, Acchi Kocchi'nin neler yapacağı, hangi özellikleriyle öne çıkmaya çalışacağı gayet belli fakat bu durum onu sıkıcı yapmıyor. Bölümün temposu, seslendirmeler, OP ve ED seçimleri, figüranlara bile detay verilmiş animasyon, genel atmosfer yerli yerinde. Benim için haftalık bloglaması çok zor bir seri ama takip edeceğim kesin.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi