• Area No Kishi - 10




    Seven bu bölümde de başrolü kimseye bırakmadı. Kakeru ve arkadaşları olan biteni tribünden izlemek zorunda kaldılar. Japon bayan futbol takımı Nadeshiko ile Alman bayan futbol takımı SF Frankfurt arasında yapılan hazırlık maçında Seven’ın rakibi bu sefer Mina’ydı. Açıkçası kızlar arasında yapılan maçın daha yırtık bir şekilde geçeceğini beklerken acayip derecede dostane bir maç özeti izledik. Birkaç imalı laf olsa da beyhudeydi. İstenilen etkinin uzağındaydı. Bu maç sayesinde olan tek şey Seven’ın popülerliğinin daha da artmasıydı. Bu popülerliğinin günlük hayata yansımalarını bir komedi unsuru olarak ne kadar kullanılacağını ileriki bölümlerde izleriz artık.

    Kakeru, Seven’ın bu kadar ünlü olmasına ilk başta şaşırıp küçük dilini yutsa da bölüm sonunda çabuk toparladı. İkilinin yaptığı antrenmanlarda Seven’ın Kakeru’yu ezmesi bende bu çocuktan bir bok olmaz intibası yaratmadı desem yalan olur. Neyse ileriki maçlara bakmak lazım deyip konuyu kapatıyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi