• Towa no Quon - 4




    Bir kez daha hız kesip sona doğru hızlanan Towa no Quon geçen bölümün yakaladığı inanılmaz süratin çok uzağında kalıp konusunu genişletmeye çalışıyor. Sonuçta 5 saatlik bir proje olduğundan yer yer düşüşler gayet normal tabii ama muhteşem 3. bölümden sonra bu kadar net bir fren yapılması direksiyon hakimiyetini de yok edebilir. Çekinmeden, hiç değilse mevcut hızı koruyarak son iki bölüme girilmesi daha iyi olurdu.



    Epsilon'un geçen bölüm sonunda zaten anlamış olduğumuz aydınlık tarafa geçişi bu bölümde detaylıca işleniyor. Quon'un elinden geleni yapıp bu adamı kurtarma uğraşları Custos'un ekmeğine yağ sürüyor. Sonuçta pek karakter gelişimine kafa yormayan, son 10 dakikası hariç sıkıcı, zaman tüketmekten öteye geçememiş bir bölüm izliyoruz. Bölüm sonundaki merak unsuru doğuran gelişme de gelecek bölüm fragmanıyla iç edilince elde avuçta kalan tek şey delikanlılaştırılmış (shounen'i Türkçeleştirme çabası) bir film bölümü oluyor, yetişkinleştirilmiş (seinen için bu da) geçen bölümün aksine...



    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi