• Norageki!


     

    Ergo Proxy'nin yaratıcısı Satou Dai'den 22 dakikalık bir OVA. Tamamen izole bir hapishanedeki beş mahkumun etrafında şekillenen hikayesi çok özgün sayılmasa da filmin sonunu merak etmenizi sağlıyor. Fazla konuşmayan bir genç, kumarhaneyi dolandırdığı için tutuklanmış hafif meşrep bir kadın, orta yaşlı eski bir asker, tam bir bilgisayar kurdu olan genç kız, gizemli bir ihtiyar ve onun kedisi... Hücrelerin kapıları bilinmedik bir nedenle açılınca bu mahkumlar nerede bulunduklarını ve oradan nasıl kaçabileceklerini araştırmaya başlıyorlar. Etrafta hiçbir gardiyan bulunmayışı kafalarını kurcalarken yaşlı adamın hapishaneyi çok iyi bilmesi OVA'nın gizemini bir kat daha arttırıyor.

     
    "Biraz art çalışıp bir parça da konuyu detaylandırdık mı bu iş tutar" mantığıyla yola çıkıldığı her halinden belli. Karakterlere hiç sevmediğim bir CGI modellemesi yapılmış ki anime de bu sayede resmen bilgisayar oyununa dönmüş. Ağırlıklı tekno kullanılan müzikler gayet güzel, özenle hazırlandıklarını belli ediyorlar. Senaryo çok sıkışık ama merak uyandırıcı, özellikle de sondaki sürpriz iyi düşünülmüş. Anlatım daha hızlı olsa belki bu kısa sürede akılda kalıcı bir performansa imza atılabilirmiş. Karakterleri tanıtmaları neredeyse 12-13 dakika kadar sürüyor. Sözün özü Norageki! izleseniz de olur izlemeseniz de bir anime.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi