• Nisemonogatari


     

    Bakemonogatari ile kendine sağlam bir kitle yaratmış Shaft'ın azıcık hazırdan yediği ve bolca da kolaya kaçtığı bir seri Nisemonogatari. Bake'deki farklı arclar üzerinden yapılan anlatımı büyük oranda bozup fanservice unsurlara ve aforizmalarla bezenmiş diyaloglara geçiş yapan Nisemonogatari en az Bake kadar çılgın ve sıra dışı bir anime ama yalnızca belirli anlarında. Çoğunluğunda geyikten öteye gitmeyen ve mevcut karakterlerinden yalnızca Araragi'ye odaklandığı gibi yeni başkarakterlerini de sadece ikiye indirgeyen seride maalesef Bake'deki dinamizmden eser yok. Bu dinamizmin yerineyse genellikle cinsellik odaklı kışkırtmalar bulunmakta.

     
     

    Bakemonogatari'de çocukların alt benlikleri olarak gösterilen canavarlar aracılığıyla toplumsal bir söyleme olanak tanıyan anlatım, Nisemonogatari'de Kaiki isimli tehlikeli bir yabancı aracılığıyla tek bir bireye indirgeniyor. Ailesini korumak adına yalan söylemeyi, düzenbazlık yapmayı, olmadığı biri gibi davranmayı "haklı ve mantıklı" biçimde meşrulaştıran Araragi sayesinde X-Monogatari projesindeki sosyal yapının küçüldüğünü ve toplumun çekirdeği olan aileye sadeleştirildiğini görüyoruz. Bakemonogatari'de topluma karşı gösterilen isyankar ve küstah tutumun yerini artık daha alışılageldik ve kabullenilmesi nispeten kolay bir aile kavramı alıyor. İlk sezonda izleyiciye ayrıksı gelmiş ne varsa törpüleniyor.

    Gerçi bu törpü Bakemonogatari'nin farklılıklarını görünmez kılarken Nisemonogatari'nin kendine has unsurlarını ise oldukça sivriltiyor. İlk bakışta hazmedilmesi kolay ve alışılageldik olan aile kavramı önce un ufak edilip hamura dönüştürülüyor, sonra baştan şekillendiriliyor. Küçük çocuk tacizi, ensest ilişki gibi sapıklıkların kıyısında dolaşırken akla hayale gelmeyecek çağrışımlar kullanan seri aradaki mesafeyi bozup yeniden inşa ediyor. Muhafazakar insanları her seferinde öfkeden kudurtacak kadar tahrik ediyor ama bu kışkırtmaları asla eyleme dökmüyor.

     
     

    Evangelion, Aoi Bungaku, Madoka, Power Rangers ve daha birçok yapıma zaman zaman sataşmaktan da geri kalmayan Nisemonogatari sahte ile gerçek arasındaki yerleşik algıyı bulandırmaya çalışıyor ki yer yer bunu başardığı da oluyor. Adaletin gücü, güçlünün adaleti gibi tersten okumalara sıkça rastlanan seride "Bir şeyin sahtesi, onun aslından daha değerlidir çünkü gerçekmiş gibi görünmek için daha çok uğraşmaktadır" gibi hayli yenilikçi çıkarımlar da bulunuyor. Fakat anime son sözünü söyleyip nihayete erdiğinde diş fırçası sekansı, gereğinden uzun tutulmuş çıplaklık sahneleri, Araragi'yi zıvanadan çıkartacak kadar tahrik eden kadın karakterlerin iç gıcıklayan çizimlerinden fazlasını akıllarda bırakamıyor.

    Bakemonogatari'de parasızlıktan yapıldığı belirtilmiş donuk karelerin, hareketsiz görüntülerin ve bu görsellerin yarattığı indie ruhun Nisemonogatari'de yitip gittiğini görmek oldukça üzücü. İzlemesi çok daha kolay bir seri ortaya çıkmış fakat Shaft daha önce sayısız kez üzerine konuşulmuş, anlatılmış, gösterilmiş cinselliği serinin başrolüne yerleştirerek ilk seride sağladığı avantajını hiçe saymış.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi