• Guin Saga - 25



     

    The Battle against Fate

    Finalden önceki bölüm finalin de nasıl geçeceği hakkında ipuçları verir gibiydi. Ben daha hareketli ve heyecanlı bir bölüm bekliyorken karşımda bu kadar az aksiyonun yaşanacağı bir bölümü görünce biraz garipsedim. Yine de asıl istenilen serinin kendini anlatabilme kabiliyetini göstermesidir. Guin'in aslında ne olduğunun, Amnelis'in ve Naris'in geleceğinin, Orta-Dünya benzeri olan Guin Saga evreninin gizemlerinin açıklanmasını bekliyorum ki bu bölüm bir nebze de olsa bu yükümlülüğü yerine getirmeye çalıştı.

    Upuzun kraliyet hoşbeşleriyle doldurulan ilk çeyrekte Skarl'ın Nospherus'a gitmekte olduğunu, Naris'in de bir şeylerden işkillendiğini falan öğrenirken seri yine kendine has akıl almaz mantığıyla yeni bir karakteri önemli bir role soyunduruyordu. Daha sonra Amnelis'in sahneleri başladığında Hun İmparatorluğu'nu çağrıştıran kişilerin huzurunda söz alan Amnelis'in karşısında yine yepisyeni karakterler görüyorduk. Neden bu kadar çok karakterle hikaye anlatılıyor anlamıyorum. Hayır, yüz tane karakter de olabilir bir seride ama en azından hepsinin altını birazcık doldurmaya gayret edersin. Guin Saga'daki 1 bölümlük karakterler sanki amcasının oğlunu/kızını "gel, sen de oyna" diyerek filme çağıran yönetmenlerin işlerini anımsatıyor.

    Öyle ya da böyle artık geriye son bölüm kaldı. Guin'in ne olduğunu net olarak öğreneceğiz... umarım. Herhalde yeni karakterler sokmaktan geri kalınmayacak final bölümüyle seri bitecek ama hikayenin biteceğini zannetmiyorum. O kadar genişletildi ki bu öykü artık 25 dakikada kapatılması imkansız. Kapatılmak istenirse de çok abes ve komik duracak. Istovan'ın durumu, Skarl'ın seferi, Guin'in Nospherus'ta bulup bu bölümde avcunun ayasında gördüğümüz maddenin ne olduğu vb. çok fazla bilinmezle doluyuz şu anda.

    Son olarak: Serinin anlatım konusunda terso kaçabilecek uygulamaları olsa da çizim konusundaki başarısını bu bölümde bir kez daha gördük. Uzak planlarda ve mekan tasvirlerinde galiba kitaptaki çizimleri birebir kopyalıyorlar. Yeni baştan çizdiklerini düşünmüyorum çünkü bu sahneler zaten başlıbaşına bölümlerin çizimlerinden farklı olduklarını hissettirmekteler. Kalburüstü çizimleri olan, tuhaf bir anlatıma sahip, ilginç bir hikaye anlatan Guin Saga artık bitiyor. Şimdiden final bölümünde görüşmek üzere.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi