• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 29



     

    The Fool`s Struggle


    "Baba"dan kaçtıktan sonra nihayet bir nefes aldıklarını zanneden kardeşleri Envy yanına alır doğru Führer'in huzuruna çıkarır. Ed ise "Kapı"da gördüklerini Al'a anlatır ve iki kardeşin de heyecanları biraz daha depreşir. Fakat bu heyecan Führer'in karşısına çıktıklarında yerini endişe ve gerilime bırakır. Führer'in yanında Mustang de bulunmaktadır ve kardeşlere çaresizliğini aktarır. Lan Fan'ın müşahede altında tutulduğu Dr. Knox'un evine gelen Chang May'in de hemen fevri davranması bize ikili arasındaki husumeti açıklar. Chang May Çin'in bir kabilesinden, Lan Fan ise diğer kabilesindendir ve iki kabile de birbirine düşmandır. Olay mahalini terk etmek üzere olan Scar ise Dr. Marcoh'un yardım çığlıklarını duyar ve indiğinde doktorun Isbal savaşı hakkında anlattıklarıyla iyiden iyiye kudurur. Doktor ise ondan canını almasını ister.

    Alex Louis Armstrong'un da katıldığı bölüm geçen onca hareketli bölümden sonra bir nefes alma, bir es verme bölümü gibi görülebilir. Yine konuyu ören yapımcılar artık son düzlüğüne girdiğimizi düşündüğüm seriyi toparlama, kalan çapakları düzeltme, gedikleri kapatma yolunu izlemekteler. İyi de yapılıyor çünkü seri bittiğinde kimsenin aklında bir eksik kalmaması serinin lehine olacaktır. FMA: Brotherhood başından beri izlediği akilane stratejiyle yerini çoktan sağlama almış olsa bile yine de bu detaylara özen gösterilmesi bir seyirci olarak tatmin edici geliyor.

    Ed'in Eyalet Simyageri mührünü önce masaya fırlatıp sonra tükürdüğünü yalayarak geri alması, Marcoh-Scar diyalogları, Greed ile Führer'in konuşmaları sırasında Lin'in dışavurumu bölümdeki en etkileyici sahneler olarak öne çıkıyor. Yeniden yaratılacak Gluttony, Wrath, Greed, Envy ve tabii ki "Baba" kardeşlerle Mustang'in yenmesi gereken düşmanlar olacak. Bu arada Winry'i az da olsa görmek mutluluk verici. Onun da bu serinin çok görünmeyen yapı taşlarından biri olduğunu düşünürsek bölümlere öyle ya da böyle dahil edilmesi zihnimizdeki yerini sağlamlaştırmaya yarıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi