• Darker Than Black: Ryuusei no Gemini - 3



     

    Vanishing Into the Snow Field...

    Karakterler patır patır dökülmeye devam ediyor. Karanlık tarafa yeni geçen Tanya'nın kuyruğundan ayrılmayan Nika'nın vahşice öldürülmesi de bu bölümün kurbanlığı olarak öne çıkıyor. Bir kere Hei'nin nasıl kurtulduğunu falan pek anlayamadık ama en azından güçlerini kaybetmiş olması serinin tutarlılığına ve ayaklarını yere sağlam bastığına delalet eden unsurlar. FMA'da Elric kardeşlerin simya kullanamadıkları bir bölümün ardından Hei'nin de güçlerini kaybetmesi ufak bir tebessüme yol açtı bende. Güzel bir tesadüf olmuş.

    Tabii bölümler ilerledikçe yüklenicilerin (contractor/keiyakusha) iade şekillerini de görmeye başlıyoruz. Hei kendini fazlaca içkiye vermiş ama April ile aynı iadeyi ona biçtiklerini zannetmiyorum. Çiçeği burnunda bir yüklenici olan Tanya'nın her böcek saldırısından sonra bir tutam saçını koparması, ninjamsı Mina'nın her aksiyondan sonra birilerini dudaktan öpmek zorunda oluşu vs. bu iadelerin ne kadar alelade gibi görünseler de belli bir mantığa oturtulduklarını gösteriyor. Meteor taşı kolyesiyle uyanış yaşayan ve tüm yüklenicilerin dikkatini çeken Suou'nun iade yöntemini de ilerleyen bölümlerde göreceğiz herhalde. Daha şimdiden o tüfeği bir robot mükemmelliğinde kullanması bu kızın da serinin aktif başrollerinden biri olduğunu haydi haydi kanıtlıyor.

    İlk bölümde can veren kedinin Mao olduğunu da öğrendik. Suou'nun -galiba- uçan sincabı olarak geri dönen Mao yine Hei'nin baş yardımcısı görevine devam ediyor. Bu arada Hei'nin Yin'le ilgili hezeyanı devam ededursun bir yandan da "O'nu öldüreceğim!" diyerek aslında kimi kastettiğini ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Suou ile Yin arasında bir benzerlik olduğu neredeyse kesin gibi. Herkesin peşinden koştuğu Shion'un Japonya'da olduğunu öğrendik öğrenmesine ama herkesin bu küçük çocuktan ne istediğini henüz öğrenemedik. Şimdilik Shion bu serinin kilit noktası gibi görünüyor. Geçen bölümün sonunda seriye dahil edilen, Hei'nin yavukusu, eski polis amiri Misaki Kirihara'nın da gelişen olaylar doğrultusunda bir noktada Hei ile yollarının kesişeceği aşikar. Bunların hepsini öngörmek kolay da bunların nasıl olacağını kestirmek bu seri için imkansız. Zaten DTB2'yi namıdiğer DTB1.1'i eşsiz kılan da bu.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi