• Chihayafuru - 43




    Serinin şimdiye kadarki en gerilim yüklü bölümü olabilir. Takım maçlarının... veya herhangi bir spor müsakabasının geldiği en üst nokta. 2-0 geridesiniz ve bir mağlubiyet daha alırsanız kupaya veda ediyorsunuz. Üstelik yıldız oyuncunuz sakat sakat oynuyor ve takım kaptanınız yine kara bahtı kör talihine karşı mücadele ediyor.

    İnanılmaz bir geri dönüş serinin kaderini belirleyebilir. Chihaya ve takımı yenilirse 3. sezon mutlaka gelecek demektir, yok olur da bir şekilde kazanırlarsa ferdi turnuva çok acayip bir hal alacak demektir. Sonuç ne olursa olsun bu kadar yoğun maçların yaşandığı bir seri için gelecekte de harikulade maçlar izleyeceğimiz kesin.

    Takım maçlarında oynamayan Queen ve Arata'nın nasıl bir tecrite maruz kaldıklarını görüyoruz. Şimdiye kadar takım maçlarını anlamsız bulan ve küçümseyen Queen, havada uçuşan kartları gördükten sonra güm güm atan kalbini zaptedemiyor. Ha keza Arata da tuvalete gidiyorum bahanesiyle çıkıp tatami üstünde vızıldayan kartları dinlemeye kaçıyor. Ferdi sporlar da aslında takım oyunudur, iki genç de bunun farkına varıyor. Antrenörü, akıl hocası ve hatta rakibi bile o takımın bir parçasıdır.

    O kadar az kart kalmışken gelecek hafta final maçının bitmesi garanti. Sonrasında ise geriye sadece 6 bölüm kalmış olacak. Bu kadar kısıtlı bir sürenin, sırtını tamamen takım turnuvasına dayamış ikinci sezona ne katacağını hiç kestiremiyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi