• Jinrui wa Suitai Shimashita - 02



    Eğer şu sıcaklarda hala birkaç tane beyin hücrenizi korumayı başardıysanız Jinrui izleyerek onları da rahatlıkla öldürebilirsiniz. Bu seri resmen saf, taze ve yepyeni bir delilik gibi. Her karakter alabildiğine sıra dışı, espriler tamamen kara mizah tonlarında ya az koyu ya da kapkara, atmosfer ise açıklarken doğru kelimeleri bulmak için bir hayli üst seviyelerde. Cidden, şu animeyi nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor... aha da hücrelerden biri daha gitti.

    Serinin kendine has, daha önce görülmedik sürreel bir dünyası var, tamam ama alttan alta çok nefis laf sokmalarla iyice ciddi bir kimliği de var. Tek bir insanın çalıştığı, onun da sadece süs olarak konuşlandırıldığı bir fabrikanın yalnızca makineler aracılığıyla gıda üretmesi zaten ilk bölümden animenin eleştirel tavrı hakkında bir fikir vermişti. Bu hafta fabrikanın müdürüyle de tanıştık ki kendisinin aynı zamanda UNESCO yöneticisi olduğunu öğrendik. Bu neyin kafası?! diye sorasım var ama şu iki bölümden sonra bile fazla hücrem kalmadı.

    Karakterler için sıra dışı dedim ama bu bile yeterli değil anlatmak için. Watashi zaten acayip cool bir karakter. Kafası olmayan ve puro içen tavuğun (ya, işte böyle bir delilik) kendisine dakikalarca ettiği gariz küfürlerin sonunda "altyazıyı okumadım ki!" diyecek kadar kafayı yedirtme potansiyeline sahip bir başkarakter.

    Fakat benim şu andaki favorim Watashi'nin asistanı. Hiç konuşmayan ve sürekli elindeki kamerayla ses efektleri yapan (dedim, Jinrui toptan kafayı yemiş) elemanın anlattığı bir hikaye var ki akıllara zarar. Güya iyi hissettirmek için anlattığı bu hikayenin sonunda intihar edebilecek insanlar mevcut.

    Asistanın gayreti, Watashi'ye yardım eden sihirli... şeysi (spoiler olmasın) sayesinde insanların, hain emellerini bozguna uğrattıkları yönetim kurulundaki tavuklar en sonunda kendi fabrikalarının birer ürünü haline gelip yiyeceğe dönüşüyor ve DVD'ler ile tişörtlere basılıyorlar (olmayan doğru kelimelerle Jinrui'yi anlatmaya çalışmak).

    Aslında benim bu seriyi bloglamamam ve hiç tadını kaçırmadan her hafta kendime saklamam gerek. İzleyen herkes de aynısını yapmalı bana kalırsa. İzledikçe alışılan ve artık normal gelen anormallikleri tekrar tekrar sunan serilerin aksine Jinrui'nin şimdiye kadar sunduğu her sahne "anormallik" kavramını bile yetersiz kılıp başka bir boyuta ulaşıyor. Resmen içinde korku ve komedi barındıran nevrotik, psikolojik, filozofik, şizofrenik bir halüsinasyon gibi Jinrui.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi