• Tsuritama - 07



    Yaz mevsimi bitince Natsuki'nin karakter gelişimi de bitecek sanmıştım. Demek ki ya henüz yaz bitmemiş ya da seri o kadar kronolojik bir sıra izlemiyormuş. Neyse, çok önemli değil. Serinin hikayesi çok ufak değişiklikler dışında hep Yuki'nin gözünden anlatıldığı için sanırım diğer üç karakter arasında belirgin bir şekilde öne çıkarılacak kimse yok. Natsuki de en az/fazla uzaylı Haru veya anti-uzaylı Akira kadar önemli.

    Bölümün ilk yarısı hoş beş ile geçiyor. Natsuki'nin doğum günü için çabalayan Sakura'nın ve ilk olta takımını alan Yuki'nin mutluluğu gözlerinden okunuyor. Haru ise geçen haftaki zirvenin ardından kalbi yaralı (sözlük ve mecazi anlamlarında) bir şekilde kendini balıkçılıktan uzak tutmaya çalışıyor. Belli ki geçen haftaki karşılaşma pek de Haru'nun umduğu gibi geçmemiş. Tabii ne umuyordu ve gerçekte ne buldu, henüz bilmiyoruz. Fakat bu hafta da beliren üçgeni görmekten memnun olduğunu düşünüyorum. Yalnız, ortaya çıkan sonuçtan memnun değilmiş gibime geliyor.

    Gıcık bir karakter olmasına rağmen (ayar yemeye hazırım :D) Haru'nun hiçbir şekilde kötü niyetli olmadığı aşikar. İnsanları bu denli kontrol dışı bırakıp kendi himayesine alan üçgenin sanki farklı bir amaca hizmet etmesini bekliyormuş gibi davranıyor. Geçen hafta istediğini bulamadığı için de bu hafta çoğunlukla somurtuyor.

    Serinin başlarında hissettirilen ve bir kez daha gün yüzüne çıkartılan Natsuki'nin annesi seriye dair önemli bir kilidi içinde barındırıyor. Babasına çıkışan ve "Biz bir aileyiz!" feryadını koparan Natsuki'nin profesyonel balıkçı olma gibi bir hayali var fakat bu hayali gerçekleştirmek için çok da istekli değil. Babasının dükkanın geleceğiyle ilgili söylediklerinin aslında onu rahatlatması gerekirken aksine daha da sinirlendiriyor. Bana öyle geliyor ki, Natsuki kendi hayalini gerçekleştirmemek için bahane arıyor... ve bu bölümde de aradığını buluyor.

    Son dönemece, kalan dört bölümlük periyoda girmişken hala pek çok belirsizlik mevcut. Bunların başında da Enoshima yerleşkesi bulunuyor. Yapay resif, beliren üçgen, açılışta dinlediğimiz efsane, dünyayı kurtarma planı... hala net bir açıklama yok. Yönetmen Kenji'nin son dakikaya kadar bu gizemi milimetrik şekilde aydınlatmasını ve ana fikri de asgari düzeyde dillendirmesini bekliyorum. Bu beklentime rağmen yine de biraz oyalandığını düşünüyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi